Birisi, milyonlarca yıldızın içinde yalnız birinde bulunan, sevdiği bir çiçeğe sahipse sadece yıldızlara bakmak bile onu mutlu edecektir. Kendi kendine, “benim çiçeğim orada bir yerde diyebilir”
Kıpkırmızı suratlı birinin yaşadığı bir gezegen biliyorum. Hiçbir zaman çiçekleri koklamaz yıldızlara bakmaz hiç kimseyi sevmez hiçbir şey yapmaz ama sayıları toplar. Bütün gün senin gibi üst üste “Önemli işlerle meşgulüm” der. Kendi kendine şişinir. Fakat o bir insan değil. O bir mantar!
Onlara yeni bir arkadaş edindiğinizi söylediğinizi asla gerçekten önemli bir soru sormazlar. Sesi neye benziyor? En sevdiği oyun hangisi? Kelebek koleksiyonu var mı? demezler. Bunların yerine kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor? Diye sorarlar.Sadece sayılardan onlar hakkında bir şey öğrendiklerini düşünürler eğer büyüklere penceresinde sardunyalar çatısında güvercinler olan pembe tuğlalı bir ev gördüm derseniz o ev hakkında hiç fikir yürütemezler onlara şöyle söylemelisiniz: 20.000 dolarlık bir ev gördüm! İşte o zaman oh, çok hoş bir ev! Diye haykırırlar … Küçük prensin var olduğunu kanıtı sevimli tatlı kahkahaları ve bir koyun arıyor oluşu. Eğer bir koyun istiyorsa bu onun var olduğunu kanıtıdır fakat bu sözlerin ne yarar olur? Onu silkip size çocukmuşsunuz gibi davranacaklardır. Ama küçük prensin geldiği gezegen astroid Asteroid B-612 derseniz o zaman inanırlar ve size sıkıcı sorular sormazlar. Büyükler böyledir beklentiniz yüksek olmasın. Çocuklar yetişkinlere her zaman büyük hoşgörülüyle yaklaşmalıdır.