İşte bunun içindir ki, dilinde “lâ”sı olmayanın, “illâ” ile gerçekleştirilecek bir inkılabı yoktur. Dünyanın çeşitli yerlerinde ezilen, öldürülen, katliamlara tabi tutulan mustad’afların haklarını savunmayan veya hiç olmazsa, bu cinayetleri işleyen emperyalist devletlere karşı içinde nefret duymayanlar ne lâ diye bilir; ne de illallah diyebilirler!..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Görüldüğü gibi imân, inkâr etmekle başlıyor. Başka deyişle, bir insan neyi inkâr ettiğini bilmiyorsa, neyi tasdik edip, ona bağlanacağını, ona iman edeceğini bilemez.
Bu "Her şey devlet için" zihniyeti Müslümanların kafalarına o denli yerleştirildi ki; "Her şey din için" inancı kayboldu; ve Müslümanlar saltanat ve diktatorya rejimleri uğruna Ulu'l-Emr zihniyetinin kulları oldular.
Londra Misyoner Teşkilatı Başkanı, Müslüman ülkelerinde anarşi çıkaracak olan misyonerlere şöyle sesleniyor:
- Biz İngilizlerin müreffeh ve saadet içinde yaşamamız için, Müslümanlar arasına nifak tohumları ekmemiz lazımdır. Onların içinde ihtilaf kıvılcımlarını tutuşturmalıyız. Biz, Osmanlı Devletinin her tarafına fitne sokarak , onu yıkacağız. Böyle yapamazsak, ingilizler gibi küçük bir millet, nasıl müreffeh olur? İslam dünyasını nifak ve fesad ateşine vermeden , onları tefrikaya sokmadan geri gelmeyiniz. Osmanlı Devleti ve İran, zayıf dönemlerini yaşıyorlar. Onun için mümkün mertebe halkı idarecilere karşı kışkırtınız. Unutmayın ki tarih, bütün inkılapların, idarecilerden memnuniyetsizlik ve halkın ayaklanmasıdan kaynaklandığını göstermiştir.
Misyoner teşkilat Başkanı, İslam ülkelerinde Sunni-Şii çatışmasını başlatabilirlerse, bunun İngiltere için en büyük hizmet olacağını sözlerine ekliyor.