Tuğba

“…Görünüşte kültür sahibi halklar maalesef barış içinde yaşama yeteneğine henüz ulaşmadılar. İlkel kötülük ve vahşilik genellikle fırtınalı denizin alçaklara taşması gibi yayılır. Kendimizi kanlı sellere karşı duvarlarla savunmamız zorunludur. Her ordu da binlerce kahramanının göğsü aracılığıyla anavatanının sınırını koruyan değerli bir yaşam duvarıdır. Arkasındaki ulusuna huzurla çalışma özgürlüğü verir…”
Reklam
“…Hukuksuzluğun başöğretmenlerinin kim olduğunu biliyor musunuz?" diye sordu Snellman acı bir ironiyle. "Memurlardır, yasanın temsilcisi olan memurlar. Halka yasalara saygı duymamayı öğretirler…”
“…Size insanların kaba olduğunu anlatmaya geldim. İnsanlar acımasız. İnsanlar tembel. İnsanlar açgözlü. Halk hiç kimseye, hiçbir şeye saygı duymuyor. Halk hiç kimseye güvenmiyor. Her şeye ve herkese kuşkuyla bakıyor. Burada dine yer var mı? O zaman hangi dinden bahsedebiliriz? Halkta bazı eski kilise alışkanlıklarının yanı sıra batıl inanç kalıntıları da var…”
“…Devletlerin gücü ve zayıflığı, ulusların refahı veya çürümesi sadece yöneticilerin yetkinliğine veya yetersizliğine bağlı değildir. Yöneticiler ne olursa olsun, iyi ya da kötü, kahraman ya da zalim her zaman halklarının bir yansımasıdır. Bunlar halkın ruhunun bir kopyası, kitlelerin üretimidir. Halk nasılsa onlar da öyledir. Bu nedenle uzun zaman önce her ulusun hak ettiği hükümete ve yöneticilere sahip olduğu söylenmiştır…”
“…Affet... Bu çılgınlıklarımı aşkıma bağışla... Biliyorum, ben sana layık bir kadın değilim... Lakin aşk hakkı tanır mı? Ne yapayım, bir kere mağlup oldum. Bundan sonra hissiyatımı idare etmem mümkün değil. Seni seviyorum. Kiskanıyorum…”
Edebiyat
Reklam