Söz, davranış, duruş, bakış, gülümseme, selâm, alışveriş; insandan eşyaya, eşyadan insana gidip gelen bir eşsiz ahenk. Tabi bu ahengin kaybolmadığı bir mekânda iseniz.
"Kadınların her manada yükselmesi ve ilerlemesi, insanlığın da mutlak olarak ilerlemesi anlamına gelir. Kadınları alçaltmak ise bir milletin maruz kalabileceği en kötü durumlardan birisidir. Dünya üzerinde beşeriyetin en düşük olduğu bölgeler kadınların cahil birakıldığı, meta olarak görüldüğü, ahlâk ve namus kavramlarının olmadığı yerlerdir. Bunların olduğu yerler belki dünyanın her açıdan gelişmiş yerleri bile olsa sonuçta beşeriyeti alçaltır."
Bahtsızlığın en derinlerine düşmüş ruhlar, belirsizliklerin artık hiç önemsenmeyen uçurumlarına yuvarlanmış bahtsızlar, yasaları reddedenler, başlarının üzerinde, altında olmayanlar için olağanüstü görünen ama altında olanları tüm ağırlığıyla ezen toplumu hissederler.
Bu koşullar altında düşünen Jean Valjean'ın hayalleri nasıl olabilirdi?
Değirmen taşının altındaki buğday tanesi düşünebilse, kuşkusuz Jean Valjean gibi düşünecekti.