Belanın , sana gönderilen nimetin ambalajı olduğunu şuradan anlamalısın; Hiç de gözüne hoş gelmeyen, kesip yakmak lazım bunu diye ters ters baktığın çalı-kasım ayında öyle görürsün çünkü -sabredersen Mayıs’ta güller verir. Ve anlarsın ki gözüne batan o dikenler aslında gülün habercisiymiş. Bela böyle bir şeydir. Nimetin habercisidir. Sabret, bekle, acele etme. Bu dünya iyilerle kötülerin, acılarla tatlıların karıştığı bir yer, varlık sebebi öyle. Yani onun için aceleci, peşinci olmamak lazım. Biraz sabırlı olmak lazım. Belanın sayısız faydalarından biri bu ise biri de hak ettiğimiz ahiret cezasının dünyada hafifletilmiş olarak infazıdır ki öyle kazançlı öyle büyük bir iştir.
Hastalık, fakirlik ve itibarsızlık. Kırk gün geçti üçü de uğramadı. Keyfin yerinde ,hasta değilsin, fakirlik yok, sana hep selam veriliyor, saygı duyuluyor ve kırk gün bu hal devam etti. Sen o zaman kork! Çünkü gözden çıkarılana böyle yapılır.
İslam bir dünya saadeti vadetmez. Sen çok iyi, çok hayırsever bir müslüman olabilirsin ama hayatının sonuna kadar tabiri caizse çile çekebilir, sürünebilirsin de. Eğer bu dünya iyi insanlara, iyi olanlara, iyi ruhlara, iyi gönüllülere mutluluk veren bir yer olsaydı, yaratılmışlar içinde mutluluğu en çok hak eden Efendimizdi. Halbuki en çok acı çeken oydu. Ona bunu yapan dünya bize ne yapmaz, değil mi?