Bronz Atlı kitabının konusuna değinmek gerekirse... Ana karakterimiz Tatyana kalabalık bir ailenin en küçük kızıdır, bir de iki erkek kardeşi vardır tabii. Kitap savaşın başladığı gün başlıyor, ailesi ikiz kardeşi Paşa'yı savaşa katılmasını engellemek için zorla kampa gönderdikten sonra Tatyana'ya para verip ondan erzak almasını istiyorlar. Tatyana yakındaki tüm marketleri gezmesine rağmen, savaşın başladığını kesin bir dille duyan insanların tüm besinleri alması nedeniyle hiçbir şey bulamıyor. Sanki birkaç dakika önce onları zor günlerin beklediğini duymamış gibi dondurma satın alıp bir durağa oturarak onu yemeye başlıyor. Dondurmasını iştahla yerken karşıdan onu seyreden bir askerle karşılaşıyor, Alexander... Ve sonsuz acılar ve his barındıran hikaye tam burada başlıyor.
Alexander karşıya geçiyor, bir süre konuşmadan birbirlerini izliyorlar. Binmeleri gereken araç birçok kez gelip geçiyor ama binmiyorlar, sonunda bile bile yanlış araca binip birbirlerini biraz daha görme pahasına yolculuğa başlıyorlar. Artık son durağa geldiklerinde mecburen inmek zorunda kalıyorlar ve konuşuyorlar, Tatyana hiçbir yerde erzak bulamadığını söylüyor, bir Kızıl Ordu subayı Alexander ise garznizon aracılığıyla ona erzak sağlıyor. Alexander Tatyana'ya aldıklarını taşıması için evine kadar onunla gidecekken Dimitri adında bir arkadaşı çıkageliyor ve üçü birlikte evin yolunu tutuyorlar.
Tatyana, üçü birlikte evlerine geldiğinde Daşa'nın Alexander'i tanıdığını, hatta ona aşık olduğunu görüyor...
Her şeye rağmen Alexander'in ilgisi Tatyana'nın üzerinde. Onlar birbirlerine ilk görüşte aşık oluyorlar. Tatyana günlerce acı içinde kıvranıyor, Alexander'e bir sevgili bulabileceğini ama asla bir abla bulamayacağını söylüyor. Ondan uzak durmasını istiyor, hatta bu kitap boyunca devam etti