Yaklaşık 6 senedir hatta yoga yapan ve kundalini'nin methini çok duymuş olan bir yogini olarak çok hevesle başladım bu kitaba.
Kitap Jung'un Kundalini Yoga ve Çakralar konusunda verdiği konferanslardan oluşuyor. Ayrı Hauer'ın da verdiği konferanslara ve araştırmalara birçok atıfta bulunuyor. Daha önce Jung'un Rüyalar ve Dört Arketip olmak üzere iki adet kitabını okumuştum ve Jung okumanın nasıl bir deneyim olduğunu biliyordum; karışık, araştırma gerektiren, düşünme gerektiren ve okumak/anlamak için ilgi, emek isteyen bir yazar/düşünür/psikiyatr. Ve Jung'un bu tarzı, Doğu felsefesinin soyutluğu, kundalini yoga'nın terimleriyle birleşince gerçekten okuma deneyimini oldukça karmaşıklaştırıyor. Kitabın beni çok yorduğunu ve okuma loop'una soktuğunu itiraf etmek zorundayım.
Buna rağmen oldukça bilgilendirici, ufuk açıcı ve kundalini yoga hakkında yazılmış kapsamlı bir kitap. Birçok altını çizdiğim, notlar aldığım ve uzun anlatımlardan çıkarımlarımı minik notlara döktüğüm yerler oldu. Kitabı sindirmek için yavaş yavaş ve parça parça okumalar yaptım. Bunun sonucunda da kitabı olabildiğince anlayabildiğimi düşünüyorum.
Yine de aynı konu daha okunması ve anlaşılması kolay biçimde ele alınabilir miydi diye merak ediyorum.
Bazı kitapları herkesin okumasını isterim ve bu kitap da onlardan biri...
Yaklaşık 3 sene önce Johann Hari'nin Kaybolan Bağlar isimli kitabını okumuştum bu yüzden kendisine yabancı değilim; akıcı anlaşılır bir kalemi var (gazeteci olmasından ötürü olarak yorumluyorum) derin kapsamlı araştırmaları bilim-insanlarının dilinden ziyade, bizim gibi halkın anlayabileceği şekilde çok güzel sunabiliyor. Bu kitabında da aynı tekniği uygulamış Hari; silikon vadisindeki mühendislerin belki de hiç anlamayacağımız yöntemlerini sunmuş, kendi hayatından örnekler vermiş.
Pandemiyle birlikte dijitalleşmenin hızlandığı "yeni dünya"da aslında bizden bilerek çalınan HER ŞEYİ anlatmış bize Hari. Olay sadece dikkatimizin çalınması değil; olay sağlıklı beslenme hakkımızın çalınması, uyku kalitemizin çalınması, yavaş ve sakince yaşayacağımız bir hayatın çalınması, güvenliğimizin çalınması, düşünce şeklimizin beynimizin bizden çalınması, yani kısaca HAYATIMIZIN bizden çalınması.
Ergen bir kızken 1 haftada 4 kitap bitirmemi hatırlıyorum, sezonlarca diziyi bir oturuşta bitirmemi hatırlıyorum, saatlerce ders çalıştığımı ve ancak 3 saatin sonunda yorulmamı hatırlıyorum. Evet, ben büyüdüğüm için beynimin işlem kapasitesi azalmış olabilir ama bu kadar fark olması normal mi? Çok başarılı bir öğrenci olmama rağmen artık kendimi geri zekalı gibi hissetmemden ötürü işe yaramaz olduğumu kendime söylüyorum fakat bu bireysel bir deneyim değilse ve tanıdığım arkadaşlarım, bu kitabı okuyan herkes bunu yaşıyorsa, sorun bireysel değil toplumsal ise o zaman ne yapacağız?
İşte tam da bu sebepten ötürü bu kitabı herkes okumalı. Bireysel olarak başa çıkabileceğimizden çok daha büyük bir şey ile karşı karşıyayız. Bilinçlenmek, organize bir şekilde harekete geçmemizin gerektirdiği problemler ile karşı karşıyayız.
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma