Evinde televizyon olmayan yoktur,değil mi?
Herkesin evinin baş köşesinde,evin en güzel yerindedir üstelik...
Bir ev kiralamaya ya da satın almaya gidersiniz,ilk baktığınız yerdir: “Televizyonu şuraya koyarız.” ...
Canı cehenneme!
Git,yatacağın yatağı nereye koyacağına bak. Git,akşam yorgunluğunu atacağın kanepeyi hangi pencereye çevirip,hangi manzaraya karşı çayını yudumlayacağına bak. Aa! Atladım orayı ben,o kanepenin,televizyona 90° açıyla tam karşısında olmak üzere yeri hazırdı,öyle değil mi!
Ülkemizde,gün içerisinde en çok vakit harcanan iki şey var: Televizyon seyretmek,yemek hazırlamak/yemek.
Ne faydasını gördünüz bu yaşınıza kadar,televizyon seyretmenin..?
Akşama kadar sıra sıra yayınlanan gündüz kuşağı programlarında;evden kaçanları, kocasını aldatanları, karısını mağdur edenleri izlediniz durdunuz. Her hafta takip ettiğiniz,o telaffuz bile etmeye ar ettiğim, toplumun ahlakını yerle bir eden dizilerin yeni bölümünü seyretmek için şafak sayar gibi gün saydınız. Sonuç? Boşa geçmiş saatler, günler, aylar ve yıllar... Bununla da kalsa yine iyi. Kültürsüz,cahil,hayasız ebeveynler! Tablo korkunç..!
Her televizyon kanalının reklam saati belliymiş. Beğenmedin mi, diğerine zapla... Akşama kadar zap zap zap... Seyrettiğiniz reklamların içeriği,saati bile sana dayatılmış. Yetti mi,yoo... Yediğine içtiğine bile onlar karar veriyor. Neymiş; “İftar sofralarının vazgeçilmezi! ”
Hadi ordan!
Ne zamandan beri,iftar soframızdan eksik olmayan hoşafın yerini;senin zorla gözümüze,kulağımıza,aklımıza soktuğun o zehir şişesi aldı?!
İşte böyle zehirlediler hepinizi...
Sizi diyorum, çünkü ben 15 yıldır televizyon seyretmiyorum. Her sabah işe gitmek üzere hazırlanırken,radyodan haberleri dinleyip, gündemden cüzi miktarda haberdar oluyorum.Kâfi.
Bu 'aptal kutusu'nun evimde de asla yeri