''şöyle bir düşününce, madem bir işi üstlendik, el ele verip gülümseyerek yapalım da emekler boşa gitmesin. Hem yapıp hem surat edince, herkes mutsuz oluyor. Oysa yutkunup güler yüzle o işi yapınca, minnet duyguları ve teşekkürlerle olayı toparlıyorsun.''
adamın biri anlatır da anlatır, öbürü dinlemiş dinlememiş hiç fark etmez. Önemli olan anlatacak birinin olması. Hiç konuşmasan da birlikte oturursun. Anlamış anlamamış fark etmez.'' Crooks iyice coşmuştu, bir eliyle dizine vurdu. '' George sana ipe sapa gelmez şeyler de anlatsa fark etmez. Anlatacak biri var ya, önemli olan o. Bir can yoldaşın varsa gerisi fark etmez. O kadarı yeter adama.''
Oda temiz ve derli toplu sayılırdı; Crooks kendine saygısı olan bir adamdı çünkü. Kimseyle pek içli dışlı olmazdı. İnsanlarla arasına bir mesafe koyar, onlardan da bu mesafeye saygı göstermelerini beklerdi.