Tuğçe Işık

Tuğçe Işık
@tugceeisk
Marmara Üniversitesi
1999
515 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı

Tuğçe Işık

, bir kitap okudu
Puan vermedi·420 syf.·
33 günde okudu
·
2023 1. kitabı
Hakan Günday
8.6/10 · 17,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tek düşmanın kovalandığı bir toplumda ayrışma, iç kavga, huzursuzluk asla ortaya çıkmıyordu. Komşuyla ve onun komşusuyla ve de onun komşusuyla ve de bütün ülke nüfusuyla aynı kişiden ya da aynı şeyden nefret etmek çok rahatlatıcıydı! Öyle bir güven veriyordu ki insanlar hiç olmadığı kadar ahenk içinde kan dökebiliyordu. Ahenk içinde kan dökmek, bir toplumu toplum yapan her şeydi. Hatta bir toplumun ne denli ileri ve huzur içinde olduğunun kanıtıydı. Bu yüzden, günümüzde, gelişmiş devletler, düşmanlarını uzun zaman önce teke indirebilmiş olanlardı. Böylece o tek düşmanın karşısında iç hesaplaşmalarına son verip birlik olabilmişlerdi. Hatta zaman içinde sömürmeyi alışkanlık haline getirdikleri coğrafyaların benzer bir aşamaya geçememesi için de ellerinden geleni yapmışlardı. O coğrafyaları, daima, herkesin herkesle savaştığı bir halde tutarak zayıf bırakmışlardı.
Tek düşmanın kovalandığı bir toplumda ayrışma, iç kavga, huzursuzluk asla ortaya çıkmıyordu. Komşuyla ve onun komşusuyla ve de onun komşusuyla ve de bütün ülke nüfusuyla aynı kişiden ya da aynı şeyden nefret etmek çok rahatlatıcıydı! Öyle bir güven veriyordu ki insanlar hiç olmadığı kadar ahenk içinde kan dökebiliyordu. Ahenk içinde kan dökmek, bir toplumu toplum yapan her şeydi. Hatta bir toplumun ne denli ileri ve huzur içinde olduğunun kanıtıydı. Bu yüzden, günümüzde, gelişmiş devletler, düşmanlarını uzun zaman önce teke indirebilmiş olanlardı. Böylece o tek düşmanın karşısında iç hesaplaşmalarına son verip birlik olabilmişlerdi. Hatta zaman içinde sömürmeyi alışkanlık haline getirdikleri coğrafyaların benzer bir aşamaya geçememesi için de ellerinden geleni yapmışlardı. O coğrafyaları, daima, herkesin herkesle savaştığı bir halde tutarak zayıf bırakmışlardı.
Peki, bütün o insanların bir araya gelmesi için, ihtiyaç duyulan tek düşman kim miydi? Ne önemi vardı ki! Kimin umurundaydı! Hem savaşlarda, düşmanın adı olmazdı! Düşman, düşman olarak bilinirdi! Çünkü bir adı olduğu fark edilince bir insan olduğu da hatırlanabilir ve savaş artık o kadar da soğukkanlı geçmeyebilirdi! Tarih, savaştığı insanların, örgütlerin, ülkelerin adlarını bilmeyen askerlerle doluydu! Sonuç olarak, tek düşmanın adının hiçbir önemi yoktu.
Vicdan azabından delirmemenin ve bir toplum olarak temiz kalmanın tek şartı, zincirleme itaatti.