Liderin hayatının anlamı olan ölüm korkusu, adının kendisinden sonra da yaşayacağına emin olmasıyla dengelenir ve psikoterapist seansı olumlu biçimde sona erer.
Liderin aşırı otoriterliğini meşru kılan kriz, alternatif bir güç kaynağıdır. Bu kaynaktan en verimli biçimde yararlanmak adına, liderin ülkesini, 'sürdürülebilir kriz' düzeyinde sabitlemesi şarttır. Bunun için yapılması gerekense, küçük iç çatışmalar yaratmaktır. İç savaşla iç çatışma arasındaki ince çizgi, krizin sürdürülebilirlik sınırıdır. Asla bir iç savaş çıkarmadan, yüzlerce iç çatışma üretebilen lider, ülkesini o çok ince çizgi üzerinde yürütebildiği sürece olağanüstü bir gücü kavuşur.
Ancak bir yandan da kriz sürmekte olduğu için, halk, tek kurtarıcı olarak gördüğü liderinin, bu yükselen otoriterliği ve intikamı andıran tepkilerini görmezden gelir. Dolayısıyla, kriz, liderin ağladığı, bağırdığı, hakaret ettiği ve bütün travmalarının su yüzüne çıktığı, ancak ücretini halkın ödediği bir psikoterapi seansına dönüşür.