Yakın zamanda Saramago’nun “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş” kitabını okumuştum, ölüme karşı zırhlarımı kuşanmıştım, artık korkmuyor gerekliliğine inanıyordum; Bahçıvan ve Ölüm ile birlikte “ölüm” boğazımda bir düğüm oldu, güçlü olan yine oydu. Yazar, ölümün pençesini geçirdiği, çabucak bu işi bitirmek yerine ağır ağır hiç acelesi yokmuşcasına işlediği babasıyla anılarını anlatıyor. Kitap boyunca babam aklımda, kitabı elime almamla bir şey sıkıştırıyor göğsümü, gözlerimin önünde babam… Kitaptaki anıları okurken babamla anılarımızı çağırıyorum zihnime, zorluyorum hafızamı. Şu an hayatta, anılara yenilerini eklemekle meşgulüz. Bir gün sürekli o anılar yaşayacak belki de benimle, işte o zaman birer birer geri gelecekler gizlendikleri yerden. Okumalı, okutmalı…