Bir vakitler benim de hayat evimin en kıymetli odasında bir fil vardı. Aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı kaçmasın kabilesinden olduğumdan değil ,rahatım bozulmasın diye değil, cesaretim olmadığı için hiç değil, ama deveye hendek atlatmayı, file incelik anlatmayı, pes etmemeyi ,vazgeçmemeyi marifet sandığımdan filin özgül ağırlığını yaya yaya hayatımın orta yerinde yatmasına izin verdim.
Ben 52 Hertz Balinası’nda kendimi gördüm. Çoğu türümden daha yüksek şiddette şarkılar söylesem de , ömrümün kayda değer kısmında sesimi duyuramadığım bir okyanusta hissettim.
“İnsanlar bir şeyleri tanımaya vakit ayıramıyorlar artık. Her şeyi hazır alıvermeye alıştılar dükkanlardan. Ama dost satan dükkan yok ki yeryüzünde! Dostsuz kaldı o yüzden insanlar.”
Küçük prens , vakti geldiği zaman mucizevi bir güzellikle karşılacağını hissediyor, ama bizim çiçek, yemyeşil köşkünden bir türlü çıkmak bilmiyor , süslenip püslenmekten kendini alamıyormuş . Gelincikler gibi paspal vaziyette çıkmak istemiyormuş . O , gözleri cazibesiyle kamaştıracağından emin olduğu vakit çıkacakmış!