Ölüyorum anlasanıza modundayım. Gerçekten hiç okumamış gibi, hiç sevmemiş, sıfırdan başlamış gibiyim. Şu an yine bittiği için kendimi yerden yere vurabilirim. Çünkü Sarp Aras olmak... Ay en sevdiğim şey Burcu Büyükyıldız kalemi yorumlamak
Kitabı ilk aldığım zaman, 2015 yılında ki yorumumda "Yüreğinizden vurup romandaki karakterler ile birlikte roman boyunca dans ediyorsunuz. Onlarla gülüp, onlarla duygulanıyorsunuz ve bir bakıyorsunuz ki bitmiş. O kadar akıcı ki... Elinizden düşüremiyorsunuz. Daha fazla dans etmek istiyorsunuz karakterlerle... Canlanıyor önce yüreğinizde, sonra da zihninizde... Böyle bir büyüye sahip." demişim. Hâlâ aynı, hatta daha fazla ne kadar duygu yüklülenirse öyle düşünüyorum. Okudukça özlem duyduğumu sızlayan burun diregimden daha çok hissediyorum.
Kitap, Ela ve Sarp'ın aşklarının henüz başlamadığı zamandan başlıyor. Ikisinin de hayatları farklı olsa da hisler ve eksiklikler aynıydı. Ikisi de aşka aç, ikiside yabancıydı. Birbirleri için yaratılmış iki kişinin hikayesi de denilebilir. Çünkü tam olmak, tamam olmak herkese denk gelebilecek bir şey değil. Tabi çat diye kavuşmuyorlar. Sarp'ın pek çok şeyi göze alarak Ela için yaptıkları şeyler. Ilk başta kızıyorsunuz, evet ama sonra hak veriyorsunuz. Çünkü adam mükemmel seviyor. Zamanında boşuna ona #guzelsevenadam demiyorlar ya? Ela'nın ailesinin bencilliği yüzünden daha başlangıç aşamasında yollarına taş konuluyor. Bu taşı da Sarp tek başına yüklenerek zor da olsa, zaman da alsa kaldırıyor. Işte tüm o zorlu zamanları anlatıyor kitap. Zorlu ama kalbe dokunan, imrendiren bir aşk yani. Hissederek okuyorsunuz. Hele ki tüm karakterler... Hele ki canım Baran çok kalp. Resmen Baran olan tüm bölümlerde "Canını yediğim yaaa" modundaydım.
Ölürülesi karakterler vardi tabi... Hasan, Hasan'ın kuzeni,