3. kitap diğerlerine göre karakter gelişimi ve dünya inşası açısından oldukça etkileyici bir noktaya ulaşıyor. Ve belli ki bu dünya son 3 kitapta daha açıklığa kavuşacak. Yazar bize evreni damla damla veriyor. Önceki kitaplara kıyasla daha derin duygular, güçlü bir dönüşüm süreci, karakterin kendini tanıması ve sürükleyici olay örgüsüyle hikayeye bambaşka bir boyut katıyor. Kitabın nasıl aktığını anlamıyorsunuz. Bir bakmışsınız 100 sayfa gitmiş bitmiş.
Bir şey net ki yazar ortalığı karıştırmaya bayılıyor. Ama sonra güzel topluyor. Hikayede öğrendiğimiz her ters köşe yazarın önceden planladığı değil de o anda aklına gelmiş bir şey gibi geliyor bana. Yine de klişelere girmiyor. Bir şeyler iyi giderken ay şimdi bi şeyler kötü olacak, şimdi her şey sarpa sarıcak beklentimizi karşılamıyor onun yerine kaosun patlayacağı sahneyi yavaş yavaş hazırlıyor. Hatta her şey bitti, mahvolduk dediğimiz yerde de bir şekilde olayı tatlıya bağlarmış gibi yapıyor.
Yazar hikayeyi birden faklı kişinin açısından anlatıyor ama kendini tekrar etmiyorken son bölümü gereksiz buldum açıkçası. Aynı konuşmaları ben tekrar okumayı sevmiyorum. Keşke bunun yerine karakter olanları yine hisleriyle birlikte başkasına anlatırken okuyabilseydik.
Olayların ciğer sökücü bir karmaşanın içinde değilde rahat bir nefes alınabilecek noktada bitmesine ise çok sevindim ÇÜNKÜ daha 3 kitap var ve bunlar henüz basılmadı.
Serinin ilk iki kitabına puanlarım ise;
Tutsak: 3/5
Saklı: 4.5/5
Şimdi aklımda tek bir soru var: Biz diğer 3 kitapta ne yaşıycaz