Aurora Krallığı’nın Hükümdarlığı – Nisha J. Tuli
5/10
Geçen yıl serinin ilk kitabını okumuştum; ikinci kitabı ancak şimdi okuyabildim. İlk kitap çok merak uyandıran bir noktada bitmediği için arayı bu kadar açmam benim için şaşırtıcı olmadı.
İlk kitapta da sevemediğim Nadir karakteri, bu kitapta da fikrimi değiştiremedi. Başlangıçta sert, kontrolcü ve tehditkâr bir karakterken, ana karakterden etkilenmeye başlamasıyla birlikte ani bir şekilde yumuşaması bana oldukça yapay geldi. Bu dönüşüm, arada sağlam bir psikolojik süreç olmadan gerçekleştiği için ikna edici değildi.
Kitap boyunca romantik ve fiziksel sahnelerin, hikâyenin ve evrenin önüne geçtiğini hissettim. Politik çatışmalar, krallık düzeni ve karakter derinliği geri planda kalınca, bir noktadan sonra ne okuduğumu değil, neden okuduğumu sorgulamaya başladım.
Geçmiş zamanda anlatılan Serçe ve Wolf sahneleri ise kitabın benim için en güçlü tarafıydı. Onların ilk karşılaşmalarındaki enerji, aralarındaki bağın temeli ve o başlangıç hissi bana gerçekten geçti. Her ne kadar bu ikilinin hikâyesinde de fiziksel sahneler fazlaca yer kaplasa da, aralarındaki ilişkinin ana çifte kıyasla çok daha doğal kurulduğunu düşündüm. Aynı etkiyi Nadir ve Lorda arasında ne yazık ki hiç hissedemedim.
Atlas karakterinin kullanımı ise özellikle problemliydi. Geçmişte Serçe ile evlendirilmeye çalışılan, günümüzde ise Lore üzerinden benzer bir noktaya çekilen Atlas; iki zaman diliminde de olayları yönlendiren değil, yönlendirilen bir figür olarak kalıyor. Peri olması sebebiyle iki yüz yıl önce de yaşamış olması ve günümüzde tekrar karşımıza çıkması mantık dışı değil; fakat bu bilgi hikâyede gerçek bir avantaja dönüştürülmüyor. İlk kitapta bu kadar öne çıkarılan bir karakterin ikinci kitapta bu kadar etkisiz bırakılması, anlatıda ciddi bir