Bazı kitaplar vardır, sen konuşmadan o konuşur. Sen sustukça o daha da konuşur. Sanki seni tanıyor gibi... Seni anlayacağını, eline alınca anlarsın, için böyle kıpır kıpır olur sanki bir sevgiliye bakıyor gibi sanki onu görünce hani insan ne diyeceğini bilemez kelimeler, cümleler birbirine girer kendini bir sersem gibi hissedersin. Karşındaki sana güler sen daha da utanırsın.. ama seni anlıyor yahu kırmızı yanaklarından kekelemelerinden sözlerin boğazında düğümlenmesinden seni anlıyor. Seni anladığı için sen daha çok seversin onu.. senin bir parçandır. İşte bu kitap benim sevdiceğim oldu!.. onu okurken kalbim çarptı, nabzım hızlandı, en önemlisi beni anladı. Kitabı okumaya başlamadan önce size söylemiştim bir haftadır bir okuma hissi var, sanki oku beni diyor. Bana vereceği bir mesaj var belki de demiştim. O mesajları aldım, sol yanıma iliştirdim.. belki birkaç tanesini inceleme sonuna eklerim.. :)
Eser başlı başına bir mücadele.. İçinde aşk, savaş, hüzün, ayrılık, yalan, çokca kıskançlık duygusu mevcut.. Kıskançlık öyle bir duygudur ki, insanın tüm iyi huylarını yiyen bir kurtçuk gibidir. Sürekli ürer sonu gelmez günden güne seni yer bitirir.. yedikçe daha da derine iner işte o derinlik sol yana ulaşırsa, Eyvah! Eserde bir alıntı da diyor ki;
Kötülük insan ruhunu ele geçirdiğinde çok hızlı yol alıyordu..
Kıskançlık bu kötülüğü harlayan bir ateş gibidir. Harlandıkça, kötülüğü kaynatır. Kaynayan kötülük ise tüm iyi şeyleri bir deriyi yakar gibi yakar al sana dördüncü derece yanık..
Olay örgüsünün baş karakterleri; Cornelis Witt'in vaftiz oğlu Van Baerle, Rosa, kıskanç Boxtel, zindancı Gryphus..
Van Baerle, babasının adı Cornelis Witt. Cornelis oğlunun siyasetle ilgilenmesini istemiştir. Baerle ise buna karşı çıkarak çiçeklere olan ilgisinden ötürü kendisini