İçime doğru olan yolculuk
Sona mı yaklaştı ne
Karanlık bir dehlizde ilerler gibi
Sonu olmayan bir yol gibi derken
Bu gördüğüm ışık huzmeside ne
Koşarak yaklaşmaya çalıştığım ışık
Benden kaçar gibi ...
Tunebuni
Ona baktıkça çiçek bozuğu yüzünün her bir noktasına her gün ayrı bir aşkla bakıyorum. Bilmem farkında mısın ama ben senin güzel bakan gözlerine aşığım. Ama gün geçtikçe görüyorum ki aşkım seni de şımartmaya başladı. Ama ne yapayım ki gönlüme söz geçiremiyorum. Yandan bakıyorum, göz ucuyla bakıyorum, sen sevda oldun bende. Ama ne yazık ki dünyaya farklı bakan sen, sevda da şımardığın zaman müptezel olmuş şu dünyadaki sıradan insanlardan farklı davranmıyorsun. Ama aşığım ben sana. Gönlüme söz geçiremiyorum çiçek bozuğunda sevdaya boğuldum da sen göremedin küçüğüm…
Gözümün önünden bir an olsun ayrılma. İçimdeki boşluğu dolduran gözlerin, tanrısallaşan kadın. Aşkın Nirvana'sı diyebileceğim, gözlerinde kaybolma an’larım. Beni bu gökyüzünün altında boşluğa , karanlık kuyulara gönderme. İçimde ifade edemediğim duygulara boğulurken, sana geç kalmışlığın hüznü beni yordu. Biliyorum olmayacak ütopik aşkın peşindeyim. Sana bir gıdım dahi olsa zararım dokunmaz. Şunu da bilmeni isterim ki bunu içimde yaşayacağım. Sana dokunamamak, gözlerine bakıp aşkımı ifade edememek ne kadar zor olsa da seni kaybetmekten daha ağır değildir.
Yaşamın ardından yeni bir yaşamın olmama olasılığı son nefesine kadar yaşama isteğini doğurmuştur. Ölümü kabullenmeme, nefes alamayacaksın, gökyüzünü, sevdiklerini, her şey yok olacak, ne kadar acı. Ne kadar dehşet verici. Bu yüzdendir ki inanca sarılan insanoğlu yaratıcı gücü kabullendiği oranda ölümü kabullenebilmiştir. Ölümden sonraki yaşamın varlığı ve bu yeni yaşamda iyi bir yerden başlamak isteği....