#spoiler içerebilir#
Orhan Pamuk'u hep merak etmiştim. Tabi bir de nobel ödülü olan bir yazarımızı bugüne kadar neden okumadığımı da hep sorgulardım. Bu okuma sürecine Kırmızı Saçlı Kadın ile başlamak istedim. Kitabın ismini ben koyacak olsaydım "Mahmut Usta" koyardım veya "Sührab" koyardım.Kırmızı Saçlı Kadın bu esere anlam katan öne çıkması gereken biri değil diye düşünüyorum. Açıkçası Cem' im Mahmut Usta' yı kuyuda bırakıp kaçmasından sonra pek tat alamadım kitaptan. Cem'in hem Öngören'e inip hem sırf Kırmızı Saçlı Kadını bulamadı diye kimseyi yardıma çağırmaması bana çok mantıklı gelmedi. Eser ben de yüzeysel kalmakla beraber okuma zevki açısından biraz eksik kaldı diyebilirim.
Gayet akıcı bir kitap. Genellikle Abdülhamid Han ve doktoru arasında Selanik'teki sürgün yıllarında geçen diyaloglar var. Bununla beraber Abdülhamid Hanın izlediği siyaseti anlayabilmek de kısmen mümkün. En etkilendiğim ifadelerden birisi ise şöyle: "... Aslında yıllardır uyguladığı taktiği şöylemiş. Avcıları birbirine düşürerek avın hayatını uzatmak.."
Gerek kurgusuyla gerek betimlemeleriye insanı içine çeken bir kitap. Sade, akıcı ve anlaşılır. Kitabın sonunun daha net bitmesini istiyor insan. Ama gerçek hayatta da böyle değil midir zaten? Bazı hikayelerin başlanmadan bittiği bile oluyor.