Sevgi benim ağırlık merkezimdir; o nereye giderse, ben de oraya giderim. (St. Augustine)
Bana yaşattığın mutluluklar için yüreğimin derinliklerinden teşekkür ediyorum sana; seni tanımadan önce yaşadığım sakin günlerden nefret ediyorum. (Portekizli rahibe Mariana Alcoforoda’nun vefasız sevgilisine yazdığı mektuplardan)
Stendhal’a göre sevgi körlükten de beter bir durum içinde doğar; düş ürünüdür. Gerçek olanı görmemekle kalmaz; onun yerine konacak bir gerçeklik yaratır.
Don Juan kadınları seven erkek değil, kadınların sevdiği erkektir.
Bir hırsızı seven kadın, kendi bedeni nerede bulunursa bulunsun, duygularıyla hapiste yaşıyor demektir.
Platon sözlüğünde “güzellik”, ta başa gidildiğinde “kusursuzluk” dediğimiz şeyin somut adıdır.
Manyak, dikkat süresi anormal olan insandır.
Aşık olanların hepsi -akıllısı da aptalı da, genci de yaşlısı da, burjuvası da sanatçısı da- hep aynı biçimde aşık olurlar. Bu aşık olmanın mekanikliğini doğrular. Aşık olmada salt mekanik olmayan tek yan, sürecin başlangıcıdır.
Hiçbir şeyleri yok ve her şeyleri var. (Aziz John) vavvv
Galeodes kaspicus turkestanus denen korkunç bir örümcek türünde dişi, kendisine kur yapan erkeği yutmaya çalışır. Ancak erkek pençeleriyle dişinin karnındaki belirli bir noktayı yakaladığı zamandır ki dişi, tam bir edilgenlik içinde cinsel ilişkinin tamalanmasına izin verir.
Kişi ilk bakışta nasıl görünüyorsa öyledir, ama onun kendine özgü varoluş biçiminden gelen sonuçlara katlanırız. Yanılgı olarak adlandırdığımız şey aslında budur.
80 ve 81. Sayfaları kesin oku. (Dört kadın türünden bahsettiği paragrafları )
En büyük deha bile, kalabalığın sınırsız gücü karşısında yerle yeksan olur.
Dehanın, neredeyse kadınları dehşete düşürdüğü söylenebilir…
Kadın büyük adamı rastlantı sonucu değil, tersine bilinçli