Turing testinin amacı, bir makinenin düşünebildiğini söyleyebilmenin mantıksal olarak mümkün olup olmadığıdır. İlk olarak 1950 yılında Mind adlı felsefe dergisinde İngiliz matematikçi ve bilgisayar bilimcisi Alan Turing’ in ünlü makalesinde bu kavramdan söz edilmiştir.
David Cope 1981 yılında bir gün "besteci tıkanıklığı" yaşıyordu. Bir opera yazmak üzere tutulmuştu ancak güzel bir şey üretmekte zorlanıyordu. Keşke bir bilgisayar stilimi anlayıp yeni bir şeyler yazmama yardım edebilseydi, diye düşünüyordu. Bu fikir, bugüne kadarki en tartışmalı yaratıcı yazılım parçalarından birine dönüşecek şey için başlangıç noktasıydı. Cope, Experimentsin Musical Intelligence [Müzik Zekasında Deneyler], yani EMI adlı bir program geliştirdi. Bunu partisyonlarla besledi ve ortaya bestecinin stilinde yeni beste çıktı. EMI sadece onun stilinde değil, Bach ve Mozart da dahil en saygın klasik bestecilerin stilinde de kompozisyonlar yazdı.
Eğitilmemiş bir kulağa herhangi bir klasik müzik parçası gibi, hatta zaman zaman zengin ve duygusal gelebilir.
Müziği işiten dinleyicilerin gözleri doldu; aynca EMI klasik müzik uzmanlarını bile gerçekten Bach dinlediklerine inandırdı. Bilgisayar yaratıcılığı için başarılı bir Turing Testi varsa budur.
1950' de felsefe dergisi Mind'da yayımlanan "Computing Machinery and Intelligence" [Makine Programlama ve Zeka] adlı makalesinde Alan Turing, bilgisayarların bir gün insanlar gibi düşünebileceklerini öne sürdü.
Ancak bunun doğru olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Turing eğer bir makinenin cevapları, bir insandan beklenenlerden ayırt edilemiyorsa bu makineyi zeki kabul etmemiz gerektiğini iddia ediyordu.
Turing bir makinenin zeki olup olmadığını belirleme yöntemine "Yapay Oyun" adını verdi. önerdiği testte bir uzman, bir insan ve bir makineyle, bir bilgisayar ekranı veya teleks araalığıyla ve yazılı olarak iletişim kurar. Yani uzman kişi, kimin insan kimin makine olduğunu belirlemek için sadece yazılı iletişimi kullanabilecektir. Eğer uzman, makineyi insandan ayırt edemezse makine zeki kabul edilir.
1990'da New Yorklu hayırsever Hugh Loebner testi geçecek ilk bilgisayara 100.000 dolarlık bir ödül, sonra ki en iyiye de yıllık 2000 dolarlık bir ödül sundu (ödül artık 4000 dolardır). Loebner Ödülü'nü henüz hiçbir bot doğrudan kazanamamıştır.
Apple'ın dijital asistanı Siri veya çevrimiçi sohbet botu gibi bir yapay zeka ile etkileşime giren biri, Turing Testinin arkasındaki konsepti anlayabilir. Ancak Siri testi geçmeye yaklaşamaz bile. Sohbet botları zaman zaman insanları aldatabilse de en gelişmiş yapay zekanın bile sınırları, kısa sürede maskelerinin düşeceği anlamına gelir. Yine de Turing, yapay zekanın insan formundan ayrıştırılamaz olacağı bir günü öngörmüştür.
Turing Testi
Bu noktada, makinelerin harika olduğunu düşünüyor olmalısınız. Ve gerçekten de öyleler. Bu görüşe inanan insanlar arasında Alan Turing de vardı ve 1950'lerde kendi adını taşıyan bir test geliştirdi. Bu bilimsel ve zeki mucit, bu yetenek testiyle makinelerin insanlara benzer veya eşit düzeyde zeki bir şekilde davranabileceğini göstermek istedi.
Turing testinde, kişiler kapalı bir odada oturur ve bir bilgisayar da başka bir odada bulunur. Kişi bilgisayara bir klavye ve ekran aracılığıyla istediğini sorabilir. Makul bir süre boyunca, duvarın diğer tarafındaki varlığın bir insan mı yoksa bir makine mi olduğunu ayırt edemezlerse, bu teste göre, bu bilgisayardaki program zekasını kanıtlamıştır.