Çocuğumuzun “iyi evlat/yeğen/torun”, “iyi öğrenci”, “iyi vatandaş” olmasını istememiz de çoğunlukla “başkaları” düşüncesinden doğar. İyi Toplum Yoktur'da, sünnet töreni, nikah töreni, düğün gibi sosyalleşme biçimlerinin aslında ne kadar sinsi amaçlar güttüğünü irdeliyorum. Toplumsal biçimlerin çoğu, “başkaları” düşüncesi ile birlikte işleyen, “başkaları” fikrini çocuğa ve bireye yerleştiren, göründüğü şeyden çok daha derin fonksiyonlar ve yaptırımlar ihtiva eden baskılardır. Bunlardan “okul”u konuşmuştuk. Okulun çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini takdir edenlerin dahi ilk kaygısı “Evet, ama çocuk başka türlü nasıl sosyalleşecek, arkadaş edinecek?" oluyor. Bize, okulun çocuk için muhtemel en iyi sosyal alan olduğu öğretildiği için böyle düşünüyoruz. Ama okul gerçekten de çocuğun sosyal beceri kazanması ve sosyal ihtiyaçlarını karşılaması açısından en iyi yer midir?
Okul, hiyerarşiye dayalı rijit, kapalı bir yapı içinde işliyor. Okuldaki kimi öğrencilerin diğerlerine akran zorbalığı uygulamasının nedeni, bu öğrencilerin kendilerinin de okulun hiyerarşik yapısını içselleştirmiş olması. Bu öğrenciler, okuldan öğrendikleri hiyerarşiyi kendi aralarında yeniden yaratmaktan başka bir şey yapmıyor aslında.