Yakut, mine, zümrüt bana birdir kayalarla;
Bir gül dikeninden kanayan el neme yetmez?
Kâşâne, sedir, sırma, ışık onların olsun;
Bir köhne kitap, bir sarı kandil neme yetmez?
... ( Şükûfe Nihal Başar)
Çakılda bulduğumuz bir şeytanminaresine büyük gözlerimizle tabiatın bir sırrına bakar gibi bakar: "Hey Allah'ım" deriz, "hikmetinden sual edilmez ;ne hayvanlar yaratırsın? Evi sırtında, beton gibi sağlam. Taştan evli hayvanlar. Yarabbim, ne hikmettir,ne büyüksün! Evi taştan hayvanlar... İnsansız evler... Evsiz insanlar...
Sayfa 107 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Yeryüzünün küçük, zavallı solucanları, yalnızca yerlerde sürünmesini, korkudan titremesini, sinmesini bilirsiniz! Korkunun çocuklarısınız sizler, dini sonsuz bir korku , dehşet, titreme, bitmek tükenmek bilmez bir yakarış,inleme,dilenme olarak algılıyorsunuz. Ruhen de bedenen de Yaradan ın çocukları olsaydınız yere kazanacağınıza , başınızı öne eğeceğinize, hayatı kendınjz yaratırdınız ,büyütürdünüz, yukarılara doğru uzanırdınız.
Gücüm kuvvetim yerinde. Ama gene de ölmem gerekiyor! .. Bir ihtiyar yaşamaktan soğumuş olabilir, ama ben...Hadi gel de ölümü yadsı şimdi ! O seni yadsıyor ve işin bitiyor!
Sizce de, diye başladı Arkadiy, kavak ağacına Rusçada aydınlık anlamına gelen "yasen" denmesi çok yerinde değil mi? Hiçbir ağaç onun gibi hafif, ışıl ışıl uzanmaz gökyüzüne.
Katya gözlerini yukarı kaldırıp,
Evet diye mırıldandı.