Doğanın bir kereliğine yaptığı bir hata, bir insanın gittikçe artan acısına,ruhunda onarılmayacak bir yaraya dönüşebilir; etrafımızı saran,dünya dediğimiz ve inanmakta güçlük çektiğimiz gezegendeki anlam ve adalete olan inancımızı şeytani bir felakete dönüştürür
bir insanın acı çekmesi, boş bir odadaki gazın davranışına benzer. Boş bir odaya belli bir miktarda gaz verildi ği zaman, oda ne kadar büyük olursa olsun, gaz odanm tamamı na yayılır. Ne kadar küçük ya da büyük olursa olsun, acı da in sanın ruhuna ve bilincine tamamen yayılır. Dolayısıyla insanın çektiği acının “büyüklüğü” kesinlikle görecelidir
Sevgi, sevilen insanın fiziksel varlığının çok çok ötesine geçer. Sevgi en derin anlamını, kişinin tinsel varlığında, iç benliğinde bulur. Sevilen kişinin gerçekte orada olup olmaması, yaşayıp yaşamaması, bir anlamda önemli olmaktan çıkıyor.