Halife Hazreti Ömer tarafından bizzat teslim alınan Kudüs, Hristiyanlar için sürekli huzur ve refah dolu bir şehirde. Müslümanların hakim olduğu dönemlerde hiçbir haklarından mahrum bırakılmamayan, ibadethanelerine dokunulmayan ve himaye altında tutulan yerli Hristiyanlar, 1099-1187 arasında devam eden haçlı işgali sırasında zulme uğrayan kesimler arasındaydı.
Başlıkta sorduğum sorunun cevabı da şu benim için: Dedelerimizin iman atlasında zamanlar ve zeminler üstü bir yıldız gibi parlayan, Hazreti Ömer’lerin Selahaddinlerin, Yavuz Sultan Selimlerin Kudüs’ü…
“Ümmet” mefhumuyla “millet”i kafa kafaya tokuşturan ve reyini ikinciden yana kullanan, kulluktan çıkıp artık vatandaş olduğunu savunan kim bilir kaç nesil, Zeytinyağı’nı başucu kitabı yaptı…
Filistin derken, tam olarak nereyi kast ediyoruz? Zira bugün Filistin pratikte dört parçaya ayrılmış durumda: 1) Doğu Kudüs, 2) Batı Şeria, 3) Gazze, 4) İsrail sınırları içindeki Filistinli nüfus.
İsrail isgal yönetimi, bu dört Filistin’in bir araya gelmemesi, aynı vücudun azaları gibi hareket edememesi ve aralarında organik bir bağın kurulamaması için on yıllardır sistematik bir siyaset izliyor.