Hayatın yeknesaklığı içinde birdenbire beliriveren bu korkunç değişikliği gülerek kabul eden,ona koşan ve ne için,kimin için ölmeye gideceklerini,nerede ve nasıl öldürüleceklerini sormayı asla akıllarına getirmeyen kahramanlar...
Islak ellerini yüzünde dolaştırdı.Kirpiklerinden yanaklarına yağmur suları süzülüyordu.Yaptığı hareketler ona hiçbir yere bağlı olmadığının şuurunu verdi.Hatta yavaş yavaş etrafından ne kadar ayrı olduğunu,ne kadar uzak olduğunu hissetmeye başladı.
Zaman geçtikçe,birlikte yaşarken ve genetik değişimler olurken,vicdanımızı giderek damarlarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna buladık,bu da yetmiyormuş gibi,gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük,sonuçta gözlerimiz,ağzımızla
inkar etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi.