Bir gece elinde bir derinin üzerine yazılmış yazıları okuyan birini rüyamda görecektim. Yazıyı bana bakarak okuyacaktı;
“Bismillahirrahmânirrahîm Elemtera keyfe feale Rabbuke bi eshabi’l-fil. Elem yec'al keydehum fi tadlil ve ersele aleyhim tayran ebâbil. Termiyhim bi hicâratin min siccil. Fece'alehum ke asfin me'kûl”
“Habibim! Rabb’inin fil sahiplerine nasıl (muamele) ettiğini görmedin mi? O, bunların planlarını boşa çıkarmadı mı? O, bunların üzerine sürü sürü kuşlar gönderdi ki, bunlar onlara pişkin tuğladan (yapılmış) taşlar atıyorlardı. Derken Allah onları yenik ekin yaprağı gibi yapıverdi.”
Ona doğru yürüyecektim.
“Yoksa sen?” diye sorduğumda bana,
“Evet. Allah'a dua ederek beklediğin son peygamberim. Ben Abdullah oğlu Muhammed... Selam olsun sana kardeşim Üveys…” dedi.
Yanacaktım. Alnım, boynum kan ter içinde sırılsıklam olacaktı. İçimde derin bir rahatlama, gözlerimden yanağıma akan serin gözyaşları ile doğrulacaktım döşekten...
Neler hayal etmezdim ki! Babamın yaşıyor olmasını mesela. Annemin sağlığına kavuşmasını. Zenginlerin, fakirleri hor görmemesini. Erkeklerin, eşeklerini döver gibi hanımlarını dövmemelerini. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmemesini. Yetimlerin göğün damarını çatlatan ve çınlatan çığlıklarının yerine, çölün çocuk gülüşleri ile dolmasını...
Belalar ve afetler imanı ortaya çıkarır.
Rıza hâlinde değil, hoşnutsuzluk hâlinde seven ile sevmeyen belli olur...
İslam nedir ve Müslümanlar kimlerdir?
İslam kitaplarda, Müslümanlar ise türbelerde...