Sümeyye TETİK

Sümeyye TETİK
Öğrenci
Mezun
Malatya
Malatya
90 kütüphaneci puanı
1098 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
Okulun birinde bir öğretmen öğrencilerine, kendi seçtikleri bir konuda hikaye yazmalarını ister. En güzel hikaye yazan öğrenciye “bir çift çizme” hediye edecektir. Bütün öğrenciler hikayelerini yazıp kağıtları öğretmenlerine verirler. Öğretmen tek tek hikayeleri okur, hepsi birbirinden güzeldir. Bir türlü en iyi olanı seçemez. Bu olayı kura ile çözmeye karar verir. Her öğrenci bir kâğıda kendi adını yazıp çizmenin içine atar. Atılan isimler karıştırıldıktan sonra bir tanesi çekilir. Öğretmen yüksek sesle, “AYŞE” diye okur okumaz, sınıfta büyük bir alkış kopar. Kurayı Ayşe adında bir öğrenci kazanır. Ayşe çizmelerine sarılarak mutluluk gözyaşı döker. Eve gittiğinde öğretmen bu olayı ağlayarak eşine anlatmaya başlar. Eşi de: “Tamam işte, bak ne güzel çözüm bulmuşsun, niye ağlıyorsun ki..?” der. Öğretmen anlatmaya devam eder. “Hiçbir öğrenci kendi adını yazmamış. Sınıftaki en yoksul arkadaşları Ayşe'nin adını yazmışlar. Çizmeleri sadece O’nun kazanmasını istemişler.”
Sümeyye TETİK
En güzel duyguların,saf ve temiz niyetlerin sadece çocuklarda olması... Muhteşem bir paylaşım teşekkürler.
Reklam
10/10
·265 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2018 19:19
GÜLİSTAN Merhaba Değerli Okurlar Öncellikle böyle bir eseri okumama vesile olan biricik kardeşime teşekkürü borç bilirim. Şu an ne yazacağımı bilemez halde yanıp sönen fareye bakıyorum... İnceleme yazmak hiç bu kadar zor olmamıştı benim için... İki saat sonra... Bu güzide eserin yazarı hakkında biraz bilgilendirmek istiyorum siz değerli okurları... İsmini duydum ama kendisine dair hiç bilgim yoktu. Ayrıca hiçbir eserini okumamıştım. Bu kitapla onun hakkında birçok şey öğrendim. Özellikle isminin hikayesi çok güzel Şiraz'da doğmuş ve Sa’di mahlasını kullanmasıyla bu lakabı edinmiştir. Şairlerin neden isimleriyle değil de lakaplarıyla anıldıklarını hiçbir zaman anlamadım ama bunun ki mantıklı ve akılda kalıcı... Bu arada spoiler denen şeyden içerebilir :) “ “Sa’di” mahlasıyla ünlenen İranlı şairin asıl adı Müşerrefüddin Muslih bin Abdullah’tır. Dönemin aydın ailelerinden birinin çocuğu olan Sa’di bugünkü İran’ın Şiraz şehrinde dünyaya gelmiştir. 13.yy.’da Sa’di’nin yaşadığı coğrafya tam bir kargaşa içindeydi. Buna rağmen ciddi bir eğitim alan Sa’di, ömrünün büyük kısmını bir seyyah olarak geçirmiştir. Gülistan, başta Latince olmak üzere birçok Batı diline çevrilmiş ve Osmanlı eğitim kurumlarında yüzyıllarca ders kitabı olarak okutulmuştur. Öğrendiği bilgileri hayata geçirmek ve yeni bilgiler edinmek için uzun yolculuklar yapmış. Kah Şam Camii’nde insanları aydınlatırken, kah bir derviş kılığıyla şarkılı türkülü meclislerde, kah yaşlı bir kadının dırdırını dinlerken, kah Diyarbekir’de, kah Malatya’da görürüz. Sa’di çoğu sözleri, sevinç veren hoş şeylerdir. Sa’di, şifalı öğütleri söz ipliğine inci gibi dizmiş, acı öğüt ilacını zarafet balıyla karıştırmıştır.” Kitabı okumaya başladığımda ‘Tanrı’ kelimesi geçince daha başta hayal kırıklığına uğradım. Ama dipnotta bunu niçin
Müzik
GülistanŞeyh Sadi Şirazi · Kapı Yayınları · 20136,7bin okunma
ibrahim G. isimli okura yanıt verildi
Sümeyye TETİK
Teşekkür ederim vesile olduysam ne mutlu bana :)
Kalmadı sanırım storysiz aşklar..
İnsanlar çok hızlı aşık olup, aynı hızda unutup sonra tekrar aşık olabiliyorlar ve bu kısır döngüyü ise story atmadan duramıyorlar. Severken övmeyi bitiremediği insanı mutlu pozlarla paylaşıp, ayrılınca göndermeli storyler atıp daha önce hiç övmemiş gibi gömmeye bayılıyorlar. Ve bunu birden fazla kişiyle yapmaya devam edip hayat boyunca hiç akıllanmıyorlar. Aynı hataları yapıp farklı sonuç bekliyorlar. Ne kadar mantıklı değil mi? Şimdi diyebilirsiniz ne yapsınlar bir daha sevmesinler mi? Sevsinler kardeşim sevsinler ama uzakta sevsinler. Aşkı storylerde, ayrılığı storylerde yaşamasınlar İnsanlara aşkı basit bir şey gibi göstermesinler çünkü aşk bu kadar basit değil. Çünkü aşkın ve ayrılığın storylere değil duygulara, sözlere, kaleme ve kağıda ihtiyacı vardır. Böyle olmasaydı eğer, ne Atilla İlhan "Ben sana mecburum bilemezsin" derdi severken, ne de Ümit Yaşar Oğuzcan " İnsan ayrılırken bile büyük olmalı" derdi ayrılırken. Çoğaltabilirsiniz örnekleri. Kalmadı sanırım sevdasını yalnızca sevdiğinin gözlerinde yaşayıp, gözündeki sevda ışığını sadece sevdiğine gösteren insanlar. Kalmadı sanırım ne onurlu sevmeler ne onurlu ayrılıklar. Kalmadı sanırım storysiz Aşklar...
Sümeyye TETİK
Kesinlikle katılıyorum. Özellikle birinci cümleye. Ben de anlatmaya çalışıyorum ama bana ebleh ebleh bakıyorlar. Şimdi ki hayat tarzı böyle. Burada katılmadığım tek şey aşk. Çünkü onların yaşadığı aşk değil, eğer onların ki aşksa asıl âşıkların ki ne?
Din-Tarih-Felsefe
Puan vermedi·188 syf.··
2022 21. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2022 16:19
Ülkemizde ve iç alemimizde yaşadığımız daha doğrusu ülkenin münevver kesimi tarafından, Avrupalılaşma gerekçesiyle, laiklik bahanesiyle, taassuba düşmemek gayesiyle yaşatılan, dayatılan manevi buhran sürecinde bizlerden önceki iki neslin nelere maruz kaldığını hocanın deyimiyle "fevkalade" bir Türkçeyle aktaran, hacmi küçük ama etkisi çok büyük bir eser. Dava derdinde olan, mefkuresi bulunan herkesin mutlaka istifade etmesi gereken bir kitap. Laikliğin nasıl yanlış anlaşıldığını, Avrupa ve batı dünyasındaki anlayış ile yine laikliğin ülkemizde inkılaplar yapılmak amacıyla nasıl emniyet subabı olarak kullanıldığını anlamak, ayrıca taassup sahibinin;  inancı, namusu ve kültürel dayanağı sağlam olan yürekli Anadolu halkının mı,  yoksa kendisini aydın ve münevver addeden kesimin mi olduğunu anlamak için mutlaka okumak, anlamak, sindirmek ve anlatmak lazım. Şuurlu ve mübarek bir mefkure sahibi olabilmek duasıyla.
Din
Türkiye'de Manevi BuhranOsman Turan · Ötüken Neşriyat · 201191 okunma
Sümeyye TETİK
İki cümle ile inceleme yazmak, süper. Ben bin cümle ile yazarım acaba anlatabildim mi diye düşünürüm. 😅