Hastalıklı bir zihnin aşkına hiç bu kadar yakından tanık olmamıştım. Kitap Juan Pablo'nun dünyada onu anlayan tek kişiyi hangi gerekçelerle öldürdüğü üzerine yazılmış. Kendisi bir ressam ve ilginç fikirlere sahip, bir kısmına katıldığımı söyleyebilirim, bu açıdan fazla ilgimi çeken bir kitap oldu. Diğer bir yandan baş karakterimiz Pablo'nun tek sıkıntısının çok düşünmek ve her kelimeyi sürekli sorgulaması olduğunu düşünüyorum. Aslında biraz sakin olsa ve hayatı akışına bıraksa dünyanın en anlayışlı ve saf sevgilisi Maria ile mutlu olabilirdi ama o zaman bu bir kitap olur muydu, orası meçhul. Ayrıca Maria kimsenin kimseye gereksinimi yoktur, bunu bilmeliydin...
Biraz kitabın içeriğinden bahsetmek gerekirse Juan Pablo insanlarla arkadaşça bağları bulunmayan hatta onların kendinden bile bayağı bulan bir karaktere sahip. Bir gün yapmış olduğu bir resme herkesten farklı bir şekilde bakan bir kadına rastlıyor, onunla konuşmak istiyor fakat fazla utangaç. Bunun yerine kafasının içindeki seslerle çok daha fazla meşgul oluyor ve Maria gözlerinin önünden kayıp gidiyor. Bizim takıntılı baş karakterimiz Maria ile tanışma şansını yitirdiği için kafasında sürekli onunla tekrardan karşılaştırdığı senaryolar üretiyor ki evren ardından Pablo'ya cevap veriyor ve bir kaldırımda yürürken Maria ile karşılaşmalarını sağlıyor. Bundan sonrasında da Pablo'nun çok garip bulduğum zihnine daha yakından tanıklık ediyoruz... Herkese iyi okumalar.