Özellikle yaşadığı evrenin bir simülasyon olabileceğini düşünenlerin hoşuna gidecek bir kitap.
Halka serisinin ilk kitabı ne kadar kendi halinde başlayıp bitme potansiyeli gösterse de devam edip üç kitabı da okursanız hikâyenin çok farklı bir yere bağlandığını göreceksiniz. Zaten eğer ikiyi (Sarmal) okuduysanız kesinlikle Düğüm ile seriyi sonlandırmanızı tavsiye ederim, çünkü açıklayamadığınız birçok şey burada anlam kazanıyor. Suzuki, zamanında fazla ileri görüşlü davranıp muhteşem bir evren yaratmış. Diziye uyarlasalar muazzam bir başyapıt olabilirdi çünkü konusu çok müsait.
Ucu açık kalan bazı noktalar dışında oldukça beğendiğim bir kitap oldu. O noktalar da belki benim gözden kaçırdığım ayrıntılardan ileri geliyor olabilir.
Maalesef bütün ilgi çekiciliğini, bilimsel açıklama ve dayandırma çalışmalarıyla kaybetmiş bir devam kitabı. Yazarın anlatımı güzel ama çeviride de kayıplar verilmiş olması muhakkak ki bilimsel açıklamaları sıkılmadan ve anlayarak takip etmek oldukça yoruyor. Vardığı nokta enteresan olsa da bilimkurguya bu kadar yüklenilmesi, devamını okuma isteğini köreltiyor. Nihayetinde "hmmm" diyerek kapağını kapattıktan birkaç gün sonra "neydi neydi" diye hatırlamaya çalışıyorsunuz kitabın sonucunu. Burada tesadüfler artık arşa çıkmış durumda. İlk kitapta bir can muhasebesi söz konusuydu ama buradaki karakterlerin motivasyonu yalnızca "merak" ve karşılarına çıkan tesadüfler, bunlara olan inançları ve ulaştıkları çözümler çok zorlama geliyor.
Yani enteresan bir kitap, kesinlikle kötü diyemem ama en başta Sadako'nun hikâyesini alıp farklı bir boyuttan devam ettirmesi biraz tat kaçırıyor. Sonuçta doğaüstü yetenekleri olan bir genç kadının ölümünden sonra yine doğaüstü yöntemlerle intikam için dönmesini konu alan ilk kitaptan sonra burada farklı bir amaç, bir yeni dünya oluşturma hedefi görüyoruz. Ana seri üç kitaptan oluştuğuna göre Suzuki farklı bir noktaya varmak için hikâyesini geliştirmek istemiş olmalı. Üçüncü kitap için pek merakım kalmadı ama okumaya devam edeceğim.
Bu arada kitabın ufak bir bölümünde hoş bir gerilim vardı, keşke o gerilimi devam ettirebilseydi. Filmlerin etkisi yüzünden olsa gerek (bu arada bu kitapla beraber serinin artık filmlerle hiç ilgisi kalmıyor) hep bir korku, gerilim beklentisi devam ediyor okurken ne yazık ki.
Halka'yı yıllar önce, korkma duygumun son kırıntılarının kaldığı dönemde izlemiştim. Zaten yine o dönemde izlediğim Exorcist ile korkunun zirvesini yaşayıp bir daha hiçbir filmden korkmadığımı hatırlıyorum. Her neyse. Ülkemizde tabii ki orijinal, Japon versiyonu yerine, ondan uyarlanan Amerikan versiyonu popüler olmuştu. Samara'nın TV'den çıkış sahnesi ikonik hâle geldi. Sonra Scary Movie serisi tarafından tiye alınmasıyla vs. gittikçe daha da popülerleşti. (Bu filmin havasında gerçekten hasta hissettiren bir şey var, renk ve çekimi oldukça başarılı. Özellikle de bahsi geçen video kasetteki anlamsız görüntüler, filmi daha da etkileyici kılıyor şüphesiz.)
Yıllar sonra geçenlerde bu filmin orijinali olan "Ringu"yu izledim. Elbette farklılıklar bekliyordum ama hikâyeye etki edecek değişiklikler beklemiyordum açıkçası. Video kasetteki görüntüler de dahil ABD versiyonuyla arasında farklı noktalar vardı. Ama Sadako kızımız hâlâ TV'den çıkabiliyor ve hâlâ insanları korkudan öldürerek intikamını alabiliyordu.
Daha sonra aslında 1998'de çıkan ve bizim "orijinal" dediğimiz bu filmin aslında çok da orijinal olmadığını öğrendim. Daha önce 1995 yılında bir TV filmi olarak, bir romandan uyarlandığını öğrendim. 95 yapımı filmini izledikten sonra 2002 ABD ve 98 Japonya versiyonuyla arasında uçurumlar olduğunu keşfettim. Film korku odaklı değil, tamamen suç ve gizem odaklıydı. Karşımda aslında pek de sevmediğim bir tür olan polisiye türünde bir film vardı denebilir. :) Yine de oldukça ilgi çekici bir hikâye olduğu için kitabını okumaya karar verdim.
Sonunda kitaba geliyoruz. Kitap kendini oldukça hızlı okutuyor çünkü merak unsuru ön planda. Kendisine en yakın uyarlama olan 95 yapımı filmle de arasında bazı farklılıklar var. Yine aynı şekilde kesinlikle korku barındırmayan, gizem ve