Bir Zweig eseri ile daha karşı karşıyayız. Bu kitabını okurken içim içimi kemirdi. Ben olsam ne yapardım nasıl davranırdım diye. Sanki ana karakter Ferdinand ben olmuşum. O çaresizlik o sıkıntı o kararsızlık hepsini bu kitapta birebir yaşadım diyebilirim. Ferdinand, savaş sırasında askere alınmamak için İsviçre'ye giden ressam bir karakter. Askerliğe elverişli olduğu anlaşılır ve çağrı yapılır kendisine.Bir yanda mutlu huzurlu bir hayat diğer yanda vatan görevi. Bu ikisi arasında sıkışır karakter. Tabi eşini unutmamak lazım. Paula eşinin askere gitmesini istemez ve amansız bir mücadeleye girişir.Baş karakterimiz aslında gitmek istemez ama içindeki sesle mücadeleden kendini alamaz.Eşini de karşısına alarak askere gitmeye karar verir ve trene biner. Bu kararı verene kadar nasıl bir sıkıntı içerisinde olduğu ve eşiyle yaşadığı tartışmalar okumaya değer. İyi okumalar sevgili okur:)
Hayır artık sana acımıyorum.Ben seni özgür bir insan olduğun için seçtim ve sevdim.Ve ben zayıfları ,kendine yalan söyleyenleri hor görürüm.Neden sana merhamet edeyim ki? Ben senin için kimim ki? Şimdi bir karar vereceksin: Ya onlar ya ben!
Bu yazarın okuduğum üçüncü kitabı.Diğer kitaplara nazaran sönük kalmış. Sönük kalmış dediysem vasat olduğu anlamı çıkarılmamalı. Duygular yine güzel işlenmiş fakat bana daha yüzeysel geldi. Her şeye rağmen okunması güzel bir kitaptı. Yazar bu kitapta bir doktoru ve bu doktordan yardım isteyen bir hastayı anlatmış.Hastanın bu yardım talebini geri çeviren doktor daha sonra pişman olup yardım etmek istediğini dile getirmişse de çok geç olduğunun farkına varmıştır. Farkına varmakla da kalmayıp bir sırrı da üstlenmiştir ve bu sırla yaşama gözlerini yummuştur.