Uykusuz kaldığımız gecelerin bi listesini çıkarsaydık, çok insandan alacaklı olurduk. Onların ruhu duymaz,kalbi işitmez ve belki duysalar umurlarında bile olmazdı. Ama biz alacaklıydık, bu gerçek değişmezdi.
04.36/t.u/29.07.23
Sözlerim yarım kalıyor hep. İçimde tamamlanmamış bi duygu. Hangi yana baksam,silik samimiyetsiz yüzlere tanık oluyorum. Sevecenliğimi koruyup dört elle sarılıyorum da elime bir şey geçmiyor. Ben mi yetersizim,onların duvarları kalın ve geçilmez çözemiyorum. Umudumu yitirmek üzereyim. Yaşamdaki mutluluğa, iyiliğe,esenliğe ve iyi olan her şeye. Birisi sihirli bi lamba uzatsa istiyorum. Hayal ve imkansız da olsa, evet istiyorum. Çünkü iyiye çok hasret kaldık.
23.08/25.07.23/t.u
(Yazılar telif hakkına sahiptir)
Piyer tutsaklıkta aklıyla değil, bütün varlığıyla, bütün yaşamıyla insanın mutluluk için yaratılmış olduğunu, mutluluğunu da kendi içinde taşıdığını, mutluluğun insanın kendi ihtiyaçlarını karşılamaktan ibaret olduğunu, bütün mutsuzluğun da yoksulluktan değil, fazlalıktan ileri geldiğini anlamıştı. Anlamıştı ki acının da özgürlüğün de sınırı vardı ve mutlulukla mutsuzluğun sınırı birbirine çok yakındı.
Umursamıyorlar. Ama onlar da ölecekler. Aptallar! Ben daha erken öleceğim onlar biraz daha geç ölecekler, hepsi bu! Onların da sırası gelecek. Şimdi eğleniyorlar. Düşüncesizler!
Kaderin de kendi içinde bir mantığı vardır. Bizler, mutluluk üzerinde çok düşünüyor, hep farklı şeyler deniyoruz. Halbuki, mutluluğumuz balık ağı gibidir, eğer bir süre kendi haline bırakırsak ağa balıklar doluşur. Fakat ağı çekiştirip durursak günün sonunda elimiz boş kalır.