Evet, kimi zaman insan en olmayacak, çılgın bir düşünceye öylesine kapılır ki, sonunda olağan görmeye başlar onu... Dahası var: Bu düşünce güçlü bir tutkuyla birleşirse kaderde olan, kaçınılmaz, gerekli bir şey oluverir insanın gözünde! Belki de önsezinin bir etkisi, iradenin olağanüstü bir zorlaması, kişinin hayallerle kendi kendini zehirlemesi ya da bunlara benzer bir şey vardır bunda... Ne olduğunu bilmiyorum.
Kendim biliyor muyum acaba ne istediğimi Aklım başımda değil. Onun yanında olmak, ömrümün sonuna dek dizinin dibinden ayrılmamak istiyorum Başka bir bildiğim yok! Onu bırakıp gidebilir miyim hiç!..
O anlarda, gerçekten şanlı bir kahramandı o. Çünkü bir insanın büyüklüğü, değeri, yakınları tarafından en çok onu yitirdikleri zaman anlaşılırdı. Bu her zaman böyle olmuştur. Böyle olacaktır...