Akla uygun olmayan inanç, bir şeyin, yalnız yetke ya da çoğunluk öyle dediği için doğru sayılmasıyken akla uygun inanç, çoğunluğun fikri ne olursa olsun insanın kendi yaratıcı gözlem ve düşünme gücüne dayanan bağımsız bir güven duygusundan doğar.
Akla uygun inanç, köklerini insanın kendi düşünce ya da duygu deneyimlerinden alır. Her şeyden önce akla uygun inanç ne olursa olsun bir şeye inanmak değil, inanışımızda kendini gösteren kesinlik ve değişmezlik özelliğidir. İnanç, özel bir inanma türü olmaktan çok, insanı bütünüyle kapsayan bir kişilik özelliğidir.
Sabrın ne demek olduğunu anlamak için yürümeyi öğrenen çocuğa bakmak yeter. Çocuk düşer, kalkar, gene düşer, kalkar, gene düşer; gene de yürümeye çalışır, yavaş yavaş öğrenir, sonunda bir gün artık hiç düşmeden yürür. Büyükler de kendileri için önemli olan sonuçlara erişmek amacıyla, çocuktaki bu sabır ve olgunlaşmayı görebilseler neler neler başarabilirler!