Eskiden herkes okuma yazma bilmezdi; yalnız memurlar, hocalar okuryazardı. O zamanlarda halkın cahil kalması fena görülmüyordu; hatta böyle olması lazım sayılıyordu.
Çok işler yapılmıştır ama bugün yapmaya mecbur olduğumuz son değil, lakin çok lüzumlu bir iş daha vardır. Yeni Türk harflerini çabuk öğrenmeliyiz. Her vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu vatanperverlik, milliyetperverlik vazifesi biliniz. Bu vazifeyi yaparken düşününüz ki bir milletin, bir heyet-i içtimaiyenin yüzde onu,yirmisi okuma-yazma bilir; yüzde seksen doksanı bilmez; bu ayıptır. Bundan insan olanlar utanmak lazımdır. Bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir. İftihar etmek için yaratılmış ve tarihini iftiharlarla doldurmuş bir millettir. Milletin yüzde doksanı okuma-yazma bilmiyorsa hata bizlerde değildir. Hata onlardadır ki Türk'ün seciyesini anlamayarak birtakım zincirlerle kafamıza sarmıştır. Mazinin hatalarına kökünden temizlemek zamanındayız. Hataları tashih edeceğiz.
Mustafa Kemal Atatürk
08.08.1928 / Gülhane Parkı
Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için Yeni Türk Harflerini kabul ediyoruz. Bizim güzel, ahenktar, zengin lisanımız, yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak ve bu lüzumu anlamak mecburiyetindeyiz. Lisanımızı muhakkak anlamak istiyoruz. Bu yeni harflerle behemehâl pek çabuk bir zamanda mükemmel bir surette anlayacağız. Anladığımızın âsârına yakın zamanda bütün kainat şahit olacaktır. Ben buna katiyetle eminim, siz de emin olunuz.
Mustafa Kemal Atatürk
08.08.1928 / Gülhane Parkı
Şu mikyas bize isbat eder ki; bizde okuyup yazma bilenler, nüfus sayımıza nispetle, pek azdır. Gazete bile okuyamayan bir memlekette, ilmi ve edebi eserlerin ne kadar rağbet göreceği pek kolay tahmin edilebilir.
Çocuklarımız mekteplerde üç sene, dört sene sonra da doğru okuyamazlar. Çocuklarımız değil, hiç birimiz her kelimeyi doğru telaffuz ettiğimizi iddia edemeyiz. Böyle lisan, böyle tahsil olur mu? Bir köylü çocuğu senelerce okula gidip de hiçbir şey öğrenenezse, niçin vakit kaybetsin? Gazeteler okunamıyor, kitaplar okunamıyor, basılmıyor.
Hüseyin Cahit Yalçın / 1923
12 Eylül 1922 tarihinde aralarında Hüseyin Cahit ve Yakup Kadri'nin de bulunduğu İstanbul gazetecileri İzmir'e giderek Atatürk ile görüşmüş ve Hüseyin Cahit'in Niçin Latin yazısını almıyoruz?" sorusuna Atatürk: "Zamanı daha gelmemiştir!" karşılığını vermiş, bu konuda düşünmeden ve acele etmeden adım adım ilerleme, "harf inkılabının vaktini bekleme" yolunu tutmuştur.