Ufuk Taşdemir

Çok Uluslu Yapıda Demokrasi
Jön Türklerin meşrutiyet taleplerinin en önemli nedeni devletin çöküşünün ancak bu yolla durdurulabileceği inancıdır. "Ortak vatan"ın "eşit evlatları" olunabilirse isyanların sona ereceği düşünülmektedir. Oysa demokratik süreç ağır aksak da olsa ilerlediği, etnik ve sosyolojik sınıflar arasındaki farklar giderek azaldığı halde azınlıkların ayrılıkçı hareketleri daha da güç kazanmaktadır. Denilebilir ki bir arada yaşamayı Türklerden başka isteyen kalmamıştır. Bu durum İttihat ve Terakkilileri otoriterliğe iten en mühim sebep gibi durmaktadır. 
Sayfa 71 - Milli Mecmûa, Dosya Konusu: İttihat ve Terakki, Sayı 9, Temmuz-Ağustos 2019·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sema Rıza Feraceli (İlk kadın İttihatçı)
İttihat Terakki Fırkası genel olarak erkeklere mahsus birleşim olarak bilinir. İlk Türk kadın gazeteci, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin tek kadın üyesi, Hilal-i Ahmer Cemiyeti genel sekreteri ve yazarı olan Sema Rıza Feraceli, dönemde yapmış olduğu çalışmalar ile cemiyet içindeki kadınların temsilcisi olmuştur.
Sayfa 62 - Milli Mecmûa, Dosya Konusu: İttihat ve Terakki, Sayı 9, Temmuz-Ağustos 2019·Kitabı okuyor
Kadın - İttihat ve Terakki
O yıllarda kadın sorununun, Osmanlı topraklarında da ortaya çıkması, modern sınıfların ve bu sınıflar arasındaki ilişkilerin açıkça görünmesi sağlamıştır. Dönüşümü sağlayacak anahtarın kadınlarda olduğunu gören İttihat ve Terakki Cemiyeti, kadının kamusal alandaki görünürlüğünün arttırılmasını modernizasyon belirtisi, kadın enerjisini kamusal alanda da kullanılır hale getirmeyi ise iktisadi bir gereklilik olarak belirlemişti. Hürriyetin ilanıyla birlikte "iyi Müslüman, iyi eş ve iyi anne" olarak süregelen "ideal kadın" imajına, "hürriyet, müsavat, adalet, uhuvvet" gibi devrim ilkelerini "terbiye-i medeniye" çerçevesinde çocuklara benimsetecek, yeni nesiller yetiştirecek "yaratıcı kadın" imgesi de eklenmiştir.
Sayfa 61 - Milli Mecmûa, Dosya Konusu: İttihat ve Terakki, Sayı 9, Temmuz-Ağustos 2019·Kitabı okuyor
Atatürk - İttihat ve Terakki
Mustafa Kemal Atatürk, asla kurucularından, Umumi Merkez üyelerinden, yönetici liderlerinden, mebus veya nazırlarından biri olmadığı İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin gizli kuruluş döneminde, Kolağası rütbesindeyken kısa bir süre üyesi bulunmuştur. Kongresi'ne katılmış ve daha başlangıçta askerlerin politikadan uzak kalmaları teklifi ile İttihat ve Terakki yapısını ve asker liderlerini eleştirmiştir. Metot ve prensiplerine karşı koyduğu; vatan ve millete zarar getirilmelerini önlemeğe çalıştığı, uyarmalarına kulak asmayan liderleriyle mücadele ettiği ve nihayet İstiklâl Mahkemesi'nde son tasfiyesini yaptırdığı İttihat ve Terakki Fırkası hakkında Atatürk'ün son hükmü şudur: İttihat ve Terakki vatansever bir kuruluştur. Kusurları, yanlışları ve zararları olmuştur. Ama vatanseverliği, tartışmaların üstündedir.
Sayfa 53 - Milli Mecmûa, Dosya Konusu: İttihat ve Terakki, Sayı 9, Temmuz-Ağustos 2019·Kitabı okuyor
İttihat ve Terakki Cemiyeti
Enver Paşa
"Onu yakından tanıyan herkesin üzerinde birleştiği nokta Enver'in bir insan olarak mükemmel ahlaki değerlere sahip olduğudur. Bir gün bile hiddetlendiğini, ağzından çirkin ve kaba bir sözün çıktığını gören olmamıştır. Sevinmek ve öğünmekten nefret eder; kızıp öfkelendiği zamanlarda bile ölçülü konuşmasını bilir. Sır saklamak ve niyetini dışa vurmamak hususunda olağanüstü bir kudreti vardır. Sulh ve sükûn onun nazarında yoklukla eşittir. Bir insanın çıkabileceği en yüksek makamlara yükseldiği halde samimiyetini ve alçak gönüllülüğünü kaybetmemiştir. Keskin bir zeka ve salim bir muhakeme, muhatabını iyi tanıma gibi yaşından beklenilmeyen, yaradılıştan edeb ve terbiye sahibidir. İffet ve namus timsali, feragatin en üst sınırında, hayat ile ölüm arasında fark görmeyecek derecede idealist yaşamıştır. Hiçbir engel ve tehlike kabul etmeyen kalbi ona bir an bile korkunun heyecanını tattırmamıştı. Ruhunda o kadar inatçı bir azim ve sebat vardı ki, bunu yenmek mümkün değildi. Hayatında attığı adımların hiçbirini geri çektiği görülmemiştir. Daima şahsî cesaretin zirvesinde yaşamış, hayatı savaştan ibaret kabul ederek her zaman tehlikenin en önünde bulunmuştur. Makedonyadaki çete savaşlarındaki haklı ününü de bu şekilde, en az on kere ölümden dönerek kazanmıştır. Trablusgarp'ta gülleler arasında dolaşır, Başkomutan’dır yine avcı hattındadır. Nihayet Belcivan’da ölüme giderken bir avuç atlının en önündedir."
Sayfa 21 - Milli Mecmûa, Dosya Konusu: İttihat ve Terakki, Sayı 9, Temmuz-Ağustos 2019·Kitabı okuyor
İttihat ve Terakki Cemiyeti