Her şeye sinmiş hüznün içinden uyudum. Uyandığımda şimdi sırada hangi kent var, diye geçirdim içimden. Hangi iş? Kalktım, çoraplarımı ve ayakkabılarımı giyip bir şişe şarap almaya çıktım. İyi görünmüyordu sokaklar, genelde görünmezler. İnsanlar ve fareler tarafindan planlanmışlardı sanki ve siz onlarla yaşamak ya da ölmek zorundaydınız.