Burkay ölmekle ızdıraptan kurtulmuş olmadı. Her yıl bahar olup çiçekler açtıkça, Açığma-Kün'ü görüp sevdiği çam ağacının yanında ruhu dolaşıyor, «Izdırap çekiyorum. Sen de beni seviyor musun?» diye inliyor. O günden bugüne kadar bin yıl geçtiği halde Burkay her bahar orada ağlıyor. Yanında duran Açığma-Kün «Sus, sus, ben de
ızdırap çekiyorum.» diye yanıp yakılıyor. Fakat «Ben de seni seviyorum.» demiyor ve yıllar böylece akıp geçiyor...
Bence bu kitap Sabahattin Ali'nin adeta kelimelerle dans ettiği, cümlelerin anlamlı ve aşırı süsten uzak olup su gibi akıp gittiği eseridir. Hikayeleri ile tanınan bir yazar olmasına rağmen Türk Edebiyatına en ön sıralarda yer alan bu eseri kazandırmıştır.
"Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatında mevcut olduğunu, benimde bir ruhum olduğunu öğrettin."