merve

İş günü süresince tutsak olduğumuz gerçeğini o kadar kabullenmişizdir ki, onun dışındaki saatlerdan “serbest zamanımız” diye söz ederiz. Gün boyunca hayatta kalmaya, geceleri ise yaşamaya çalışırız Gün boyunca elektrik faturalarımızı öder, arabamız tamire götürür, alışverişe çıkar, doktora görünür, ya sevmediğimiz bir işe gider ya da gereksindiğimiz ama sevmediğimiz bir iş ararız.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Düşünce
Reklam
Zamanın yapay göreceliği üzerinde nadiren durup düşünürüz. Allah’ın her günü, aydınlığın karanlığa doğru akışı bizi önüne katıp koşturur. Ama gün boyunca, ister sabah saat on, ister öğleden sonra üç olsun, hepimiz gündelik düzenin, düzen güçlerinin köleleriyiz. Bizi ayakta tutan, zamanın geçmesi ve gecenin sunduğu kurtuluş umududur.  Çünkü sonunda gece olacağını ve (gündüzde kıyaslarsak) dilediğimiz gibi davranma fırsatına kavuşacağımızı biliriz.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Düşünce
Gün ışığı içimizdeki teslimiyetçiliği ortaya çıkarır, ama geceleri kendimizi özgür hissederiz. Düzen güçleri bizi geceden, özgürlükten kaçınmaya koşullandırmışlardır.
İnsan ve Toplum
Geceye Övgü Gece, düzen güçleri uykudadır. Bürokrasi, askeriye, okullar, polis kısacası yaşamımızı düzenleyen tüm güçler uykudadır; sokakta devriye gezen nöbetçi polis dışında. Dünyanın bu en baskıcı kurumunun mensupları en erken yatanlardır aynı zamanda. Aslında, tüm totaliter kurumlarda, daha doğrusu tüm kurumlarda(tüm kurumlar totaliter değil midir zaten?) insan her zaman erken yatmak zorundadır -yatılı okullarda, manastırlarda, ailede, cezaevlerinde, hastanelerde- kişinin istediği saatte yatma hakkını destekleyen, bu özgürlüğe onay veren hiçbir kurum tanımıyorum. Aşk üzerine kurulu olan ve iki kişinin özgür iradesiyle gerçekleşen evlilik kurumunda bile? çiftler yatağa aynı saatte girmezlerse, biri daha geç yatar, geceyi daha fazla yaşarsa sorunlar çıkmakta gecikmez. Kurum her zaman geç yatanı suçlar, erken yatanı değil.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
İnsan ve Toplum
10/10
·510 syf.··
2021 4. kitabı
Okurken daha bu kadar hayret ettiğim, şoka girdiğim bir kitap daha olamaz. Hasan Sabbah’ın analitik, stratejik zekası karşısında ceket iliklemek gerek, fedailerin ise inanç gücüne ve inandıkları şeyler uğruna bu kadar gözü kara davranmaları inanılacak gibi değil. Haşhaş tohumuna ve sayısız bitkilere olan ilgimde tuzu biberi oldu. Harika bir kitap okuyun okutun.
İnsan ve Toplum
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma