Arda Uludağ

Arda Uludağ
@uldgarda
Serbest Piyasa Anarşisti

Arda Uludağ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·512 syf.·
Beğendi
·
22 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2024 23:39
·
2024 24. kitabı
Norman Stone
8.6/10 · 14 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
1900’lerdeki Entelo-kültürel devrim
20. yüzyılın ilk yıllarında, entelektüel ve kültürel bir devrim yaşanmıştı. Yıkıcılığa meydan okuyan bir canlılığa sahip olan popüler kültür dünyası özellikle etkilenmemişti. Fakat 19. yüzyılın mutlaklarının eski dünyası, 1914'ten çok önce ölümcül bir darbe almıştı. Bunun meydana geldiği yıllarda, tüm Avrupa'da siyasi ve toplumsal ayaklanmalar yaşandığını not etmek ilginçtir: Büyük Britanya'daki ilerici akım, bütün ülkelerde grevlerin artması ve ilk Rus devrimi gibi. 1905'te kasabalara göç eden ikinci nesil olgunlaştıkça üniversitelerde, fabrikalarda, mesleklerde ve hatta ailede olsun, yaşamın çoğu alanında bir mayalanma başlamıştı. Kadın hareketinin tüm ülkelerde ortaya çıkması o zamanların bir özelliğiydi.
Sayfa 459·Kitabı okudu
Yeni ortodoksilerin yayılması ve şiddetli değişim
1900'ler civarında devrimci olması planlanan ve böyle olan, her türden bir dizi çalışma ortaya çıktı. 19. yüzyılın sonuna gelindiğinde fizik, mimarlık, resim, müzik, felsefe ve daha az olsa da iktisat ve tarihin tümü şiddetli değişimler gördü. Tabii ki tüm devrimler gibi bunun da kökleri geçmişin bir yerinde görülebiliyordu, 1880'lerde açık öngörüler vardı ve tüm devrimlerde olduğu gibi bu da geleneksel yaklaşıma sahip, "modernist” dünyadan kısmi izolasyon içerisinde çalışan insanlar tarafından bir süreliğine yok sayıldı. Yine de 1897'den 1910'a kadar o zamana kadar kabul edilen pek çok şey şiddetli şekilde tersine döndü ve yeni ortodoksiler yaratıldı. 19. yüzyıl liberalizminin merkezî doktrini bireyin ahlaki sorumluluğu olmuştu. Geçmişte bunun dinî hükümleri vardı, 19. yüzyılın ikinci yarısında seküler hükümler egemen oldu ve 1900'e gelindiğinde bunlar da eskisi kadar önem taşımayı bıraktı. "Varlık olarak birey" sorgulanmaya başlandı.
Sayfa 448·Kitabı okudu
Yeni kültürel yapı
1900-1905 yıllarında neredeyse tamamen seküler bir dünyanın var olduğu açık hâle gelmişti. Bu dünya doğal olarak bir taraftan İskoç Aydınlanması'nın mühendis zihinli kastının ürünlerini, diğer taraftansa yer yer aptallaştırıcı hedonizmi benimsedi. Kültürel devrimin baş figürleri şaşırtıcı olmayarak genellikle dinden çıkmış Kalvinistler veya dinden çıkmış Yahudilerdi ve "1900 Viyana'sını" yeni yüzyılın icat edildiği verimli yer yapan faktör bunlardan ikincisiydi. Kentin en kötü şöhretli figürü Sigmund Freud, bunu şu sözleriyle özetlemişti: "Onur, iktidar, zenginlik, kadınların aşkı hayatın amaçlarıdır."
Sayfa 448·Kitabı okudu
Friedrich Nietzsche
Yine de bu yüzyılın (20. yy) ilk yıllarında Avrupa eğitiminin estetik arka planının çökmekte olduğu açıktı. Alman filozof Friedrich Nietzsche (1844-1900) onu entelektüel dünyanın iki ya da üç nesil ilerisine iten içgüdüsel sıçramalarından birinde gramerden kurtulduğumuzda Tanrı'dan da kurtulacağımızı söylemişti. Bu bağlantıyı hissetmekte haklıydı. Saksonya'da sıkı bir Pietist rahibin oğlu olarak doğmuştu. Babası o çok gençken ölmüştü ve annesi onu katı Protestan çizgide büyütmüştü (bu şekilde İskoç Aydınlanması'nın kimi figürlerini andırıyordu). Çok erken bir yaşta saygınlığı yüksek Basel Üniversitesi'nde klasikler üzerine profesör oldu. Ancak inancını yitirdi. Çok yakın sürede klasik akademisyenliğin anlamsızlığını keşfetti, toparlandı ve Wagner'den kaçtı. 1873-88 yıllarında çok iyi yazılmış, sıklıkla aforistik bir dizi felsefe çalışması üretti, bunlar arasında en başarılı beyanı İyinin ve Kötünün Ötesinde (1886) idi, ancak sağlığı kötüleşti ve duygusal dünyası o kadar karmaşık hâle geldi ki sonu delilik oldu. Nietzsche kendi hayatında "Tanrı'nın Ölümü", akademinin anlamsızlığı, bireyin doğasına dair yeni bir anlayış üzerine tartışmalar yaptı. Hedonistik çıkışı seçmekten kaçındı, ancak kara mizaha uzak değildi ve Hıristiyan ahlakın sağ kalan biçimlerinin yerini alacak yeni bir ahlak bulmayı denedi. "Varoluşun ve dünyanın kalıcı olarak gerekçelendirilmiş olması yalnızca estetik bir fenomendir" diye yazmıştı. O ve pek çok takipçisi yeni bir irrasyonalizmi teşvik ediyordu, Benliğin kafası o kadar karışıktı ki (Romantiklerin "Je suis autre" sözü yerine "Je est un autre") yalnızca bir Brutalitätskur onun içerisinde birliğe ulaşabilirdi. "Diyorsunuz ki, iyi bir amaç her savaşı haklı çıkartır, ben diyorum ki iyi bir savaş her amacı haklı çıkartır." Nietzsche'nin çalışmaları
Sayfa 445·Kitabı okudu