Nüfus her yerde aniden artmıştı, ordular da bu artış doğrultusunda daha fazla erkeği askere almak istiyordu. Ancak mevcut yasalar, uzun dönemli askerlik için belli bir sayıyı (ve Almanya örneğinde, belli bir miktarda bütçeyi de) karara bağladığından, asker alımını zorlaştırmaktaydı. Generaller de üç yıllık hizmet süresinde — bu süre Rusya'da beş yıl olmasına rağmen çoğu yerde üç yıldı — ısrar ettikleri takdirde, orduya ilginin azalacağından endişeleniyorlardı. Ayrıca kendileri de erkeklere yönelik modern eğitimle birlikte, üniformalar içinde geçirilecek iki yıllık bir dönemin yeterli olacağını farkına varmışlardı. Bu iki yıllık dönemden sonra, söz konusu askerler savaş zamanına özgü amaçlar doğrultusunda hizmet edebilecek, sonraki on sekiz ya da yirmi yıl boyunca mükellef ihtiyat olarak çağrılabileceklerdi. Bu yüzden Avusturya, Fransa, Almanya, İtalya ve Rusya'da, 1889 ila 1893 yıllarında, askerlik süresini kısaltıp her yıl alınacak asker sayısını artıran tezkereler sunuldu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birinci Dünya Savaşı'nı doğuran nedenler 1890'ların başından itibaren net bir şekilde görülebilir. Söz konusu süreçte emperyalist çağın dış politikaları şekillenmekteydi. Bu, kadim devletlerin — Çin ve Osmanlı imparatorluğu gibi — dağıldığı, değişen uluslararası düzene, dahası Avrupa'daki değişen düzene verilen bir cevaptı.
Tüm Avrupa'da Pan-Cermen lider Heinrich Class'ın sözlerini tekrarlamayacak sağcı bulmak neredeyse imkânsızdı: “Bizi kurtaracak kutsal savaşı dört gözle bekliyorum." Savaşa büyük bir anlam yenileyici olarak bakılıyordu; yönü ne olursa olsun eylemin kendisi, sorunları çözüp karakteristik değerleri onaracaktı. Tüm büyük devletlerde sağ, ordu ve donanma birlikleri himayesi altına almaya başlamıştı. Büyük Britanya'da, Lord Roberts genç erkeklerin zorunlu askerlik hizmetine alınmasına dair programlar sundu. Fransa'da Poincaré, yasama meclisini réveil national sloganı etrafında birleştimek gibi ideal bir yol buldu, Dreyfus Olayı'ndan dolayı gözden düşen milliyetçiler şimdi bayram ediyordu. Almanya'da, “askerî cemiyet”leri teşvik eden eski General Keim muadil bir çalışma yürütüyordu. 1911'den sonra genel havaya silahlanma yarışı hâkimdi. İşin garip yanı, bu yarış çoğu ülkede 1890'ların başından beri parlamenter işleyişi altüst eden vergilendirme sorununun çözülmesine yardımcı oldu. Sağ, silahlanmada harcanması şartıyla artan oranlı gelir vergileri lehine oy verecek, sol ise masrafların artan oranlı gelir vergileriyle karşılanması şartıyla silahlanmayı kabul edecekti. 1912'ye gelindiğinde, bu sorun aşağı yukarı her yerde çözülmüş, büyük silahlar büyük vergileri de beraberinde getirmişti. Ancak bu sürecin detayları sayısız sıkıntı doğurmuş, Fransa ve İtalya'da sayısız hükümetin başını ağrıtmıştı. 1903 itibarıyla, tüm Avupa kendini silahlanma yarışına adamıştı; 1911'den sonra savaş hâlihazırda insanların zihninde zaten başlamıştı. Avrupa ülkeleri birer savaş makinesine dönüşmüştü ve bu makineler şimdi birbirine saldırıyordu. Başı çeken ise Almanya'ydı.
Devletler oldukça güçlü makinelere dönüşmüştü. Büyük çaplı silahlanmalar, tekeller, sendikalar, bürokrasiler, yüksek vergiler ve enflasyonist kamusal finans toplumsal manzaraya damga vurmuştu. Bu durumdan fazlasıyla hoşnutsuz pek çok insan vardı; 1910 sonra, bir dereceye kadar faşizmi önceden haber veren, orta-sınıf huzursuzluğunun radikalleşmesi yaşandı.