Arda Uludağ

Arda Uludağ
@uldgarda
Serbest Piyasa Anarşisti
Serbest ticaretin uzun vadede tüm sorunlara vergilerden daha iyi çözüm olacağını savunurken muhtemelen haklılardı; 1930'ların yüksek gümrük vergileri yüzünden dünya ticareti mahvolmuştu ve 1951'e kadar 1913'teki seviyesine ulaşamayacaktı.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
19.yy sonlarında gelir vergisi toplama başarısızlığı
"Ulusal verimlilik" sosyalistleri susturmaya yönelik toplumsal refah önlemlerini — emeklilik maaşı, yaşlılık aylığı, sağlık sigortası, işsizlik sigortası — bir araya getiren güçlü bir yönetim demekti. 1900'lerde iktidardaki muhafazakârlar, bu şeylerin doğrudan bir vergi ile karşılanmasından korkuyordu. Büyük Britanya'da gelir durumu iyi olanların daha yüksek oranda gelir ve emlak vergisi (örneğin, "murise ait vergisel ödevler" ya da daha sonra sıklıkla anıldığı şekilde ve bürokratik bir hüsnü tabirle "veraset ve intikal vergileri") ödediği derecelendirmeli vergilendirme ilkesi son liberal hükümet tarafından 1893'te uygulanmaya başlanmıştı. Prusya'da hükümet 1891'de bu türden bir gelir vergisi toplamaya başladı. Ancak çiftçilerin kayıt tutmadığı ya da kayıtları kolayca "kitabına uydurabilecekleri" tarım ülkelerinde gelir vergisi toplamak kolay değildi. İngiltere'de bile, 1.000.000 gelir vergisi formu dağıtıldığında, bu formların yarıdan fazlası geri gönderilmedi. İtalyan ve Fransız parlamenterler, 1890'larda ve 1900'lerde derecelendirmeli vergi ilkesini tekrar tekrar reddetti.
Sayfa 125·Kitabı okudu
1896’dan sonra popülerleşen emperyalizm
"Ulusal Verimlilik" ve Sammlungspolitik (1896-1904) 1896'dan sonra, tarihte ilk kez popülerleşen bir emperyalizm coşkusu yaşanmaktaydı. Açılışı Etiyopya'yı işgal ederek (ve Adva'da büyük bir bozguna uğrayarak) İtalyanlar yapmıştı. 1897'de Almanya da Tirpitz büyük savaş donanmasını inşa etmeye başladı. 1898'de Birleşik Devletler ile İspanya savaşa tutuştu ve İspanya, Pasifik ve Karayipler'deki varlığını kaybetti. 1899'da İngilizler Boerlerle savaşa girdi. Fransa Afrika'nın merkezindeki imparatorluğunu genişletiyordu ve yukarı Nil'de, Faşoda'da İngiliz güçleriyle burun buruna gelince savaş paniği oluştu. 1898'de Fransa-Rusya ittifakı gerilmeye başladı. 1904-1905 yılları arasında Rusya ve Japonya savaştı. Bu emperyalizm, 1880'lerin başında gelişigüzel gelişen örnekteki gibi değildi. 1880'lerin başındaki örnekte, en azından, Afrika'nın "dikkatsizce" paylaşıldığı iddia edilebilirdi. Şimdiki ise vergileri düzene konmuş bir yönetimi, daha pratik bir eğitim arayışını ve İngilizcedeki ifadesiyle “ulusal verimlilik”i (national efficiency) içeren tutarlı bir programın parçasıydı. Programın taraftarları, siyasi sağ ile ılımlıları emperyalist ülküde birleştirme arayışındaydı; program, mevcut hâliyle azılı solculara karşı mülkiyet hakkını savunan bir dizi partiyle işbirliği sağlayacak, proleterlerin yeni bir imparatorluğa gönderilmesiyle ya da yerel endüstriye aktarılan emperyal ganimetin yardımıyla da sınıf savaşının şiddeti yumuşayacaktı. Bu, Alman siyaset adamı Johannes von Miquel'in Sammlungspolitik sözcüğüyle kastettiği şeydi. Von Miquel Katolikleri, muhafazakârları ve liberalleri Reichstag'ta çoğunluğu oluşturacak şekilde bir araya "toplayacaktı" (sammeln).
Sayfa 115·Kitabı okudu
Genel oy hakkı
Her ne kadar neredeyse anlamsızlaşacak ölçüde şartlarla sınırlandırılsa da, Belçika ve Hollanda'da da genel oy hakkı 1893-1894 yıllarında uygulamaya konuldu. İspanya'da ise liberal Sagasta hükümeti genel oy hakkını 1890'da uygulamaya başladı. İtalya'da 1892'de, Giovanni Giolitti sol kanadın adamı olarak iktidara geldi. Birbiri ardına gelen hükümetler zaman zaman sağdan zaman zaman soldan destek aradı. 1895'te Léon Bourgeois'nın radikal ağırlıklı hükümeti şeklinde tecelli eden Halk Cephesi kısa süreli bir beklenti uyandırdı. Hükümet sosyalizm yerine devlet kaynaklı kooperatifçilik, yani "Mutualité" fikrini destekledi; aynı dönemde İngiltere'de, Gladstone'un İçişleri Bakanı H. H. Asquith, kendisinin "kardeşlik" (fraternalism) olarak adlandırdığı benzer bir gaye üzerinde çalışmaya başladı.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Krizlerle değişen avrupa siyaseti
Avrupa ekonomisinin artan entegrasyonu iktisadi yükseliş ve çöküşlerin artık tüm ülkeleri benzer şekilde, aşağı yukarı aynı anda etkilemesi anlamına gelmekteydi. Bu yükseliş ve çöküşler oy verenlerin tutumunu başka herhangi bir şeyden daha bariz etkilediğinden, Avrupa siyaseti de kendi içinde paralellik gösteriyordu: 1890'ların başı liberal savunma dönemi; 1890'ların sonu milliyetçilik ve emperyalizmden oluşan bir cümbüş hâli; 1905 civarı sol yükseliş dönemi; 1906 civarı daha fazlasını başarabilmek için çok fazla bölünen liberal veya sol eğilimli hükümetler dönemi; 1909'dan sonra da ulusal siyasetin uluslararası kriz tehdidinden ayırt edilemez hâle gelip orduların birbiriyle kıyasıya yarışmasıyla birlikte neredeyse tüm ülkelerde görülen siyasi kaos dönemi.
Sayfa 110·Kitabı okudu