Arda Uludağ

Arda Uludağ
@uldgarda
Serbest Piyasa Anarşisti
1895 sonrası endüstrileşme
1895'ten sonra fiyatlar giderek artıp bir önceki on yıllık süreçte tarım ülkelerinin alım gücü giderek azaldıkça endüstrileşmeye yönelik yoğun bir yönelim de oluştu. Almanya ve Büyük Britanya'da, maliyetler kısıtlanmak zorundaydı ve makineyle imalat özendiriliyordu. İtalya ve Rusya'da ise, zirai buhran küçük adımlarla da olsa, endüstrileşmeyi, özellikle tekstil ürünlerinin üretimini ve demiryolları yapımını teşvik etti. 1890'larda ama bilhassa 1900'lerde, gelişmiş ülkelerin daha zayıf bu ülkelere yaptığı yatırımlar sayesinde yeni teknoloji de bu ülkelere girdi ve buna mukabil söz konusu ülkeler birkaç yıl içinde ani ekonomik değişimler yaşadı. Proleter (ve köylü) kalabalıklar fabrikalardaki yerlerini aldı.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1900’lerde iktisat
Marshall, endüstride ademimerkeziyetçiliğin ve neredeyse tüm iktisatçıların zararlı addettiği kaba devlet müdahalesi olmadan kirliliği azaltmanın imkânlarını araştırıyordu. Yine de ekonomi 1890'lardaki klasik liberalizmden farklıydı. Kayda değer sayıda İngiliz iktisatçı ile Kıta Avrupası'nda endişe verici sayıdaki meslektaşları yüzlerini korumacılığa ve mutlak hâkimiyete dönmüşlerdi. Bu durum bizi söz konusu iktisatçıların önyargılarının, sağduyularına ağır bastığı çıkarımını yapmaya teşvik etmektedir.
Sayfa 103·Kitabı okudu
1890-1910 arası teknolojik gelişmeler
Hiç şüphesiz Birinci Dünya Savaşı'ndan önceki yirmi yıllık süreç makineleşme dönemiydi. Bisiklet, telefon ve daktilo (ki kendi başına bu araçlar, bankacılık işlemlerini son derece kolaylaştırmaları bakımından, paranın dolaşım hızına hatırı sayılır bir katkıda bulunmuş olmalıydılar) daha önce icat edilmişti, lakin 1890'larda yaygın biçimde kullanılmaya başlarıdı. Bu icatlar sadece endüstride kullanımına fazlasıyla önem verilen prensipleri ifade ediyordu: Genellikle otomatik bir işlemle sağlanan hassas şekillendirme süreci, kömür yan ürünleri sayesinde sonsuz bir icat sürecine imkân tanıyan kimya alanındaki gelişmelerle tam uyumlu elektromanyetizma ve elektrik mühendisliği. Elektrik 1880'lerde hem ev içi hem de endüstriyel kullanıma uygun hâle gelmişti. Lord Kelvin Cambridge'teki evi Peterhouse'u daha 1882'de elektrikle aydınlatırken, Lord Salisbury de Hatfield House'ta, ark ışıkları altında akşam yemeği davetleri veriyordu. Yine de tedarik işlemlerinin kitlesel tüketim için yeterince ucuzlaması ancak 1890'larda gerçekleşti. Milan 1890'ların başında elektriğin kömüre alternatif olduğunu keşfetti; İtalyanlar (ve Fransızlar) Paderno d'Adda'ya bağlı büyük bir ağ ve elektrik devi La Edison sayesinde erkenden harekete geçti. Hidroelektrik Paderno d'Adda'dan çıkıp Fransa'da, Grenoble civarındaki Rhône Vadisi'ne ulaşıyordu ve bunun 1900 itibarıyla, söz konusu bölgenin endüstrileşmesine çarpıcı bir etkisi oldu. Ucuz enerji normalde kömür yan ürünlerinin kullanılması gibi çok pahalıya mâl olacak işlemlere imkân tanıdı. Bu ürünler her türden sentetik malzemenin yapımında kullanılıyordu; 1903'te Belçikalı L. H. Baekeland Alman araştırmalarından faydalanarak ilk plastiği üretti. Bu, "bakalit" denen ve radyo kutuları ile motorlu taşıtların kaportalarından kullanılan gevrek bir
Sayfa 95·Kitabı okudu
Altın çağ’ında enflasyon
Dönemin araştırmacıları ürün fiyatlarının veya genel düzeydeki her türlü fiyat artışını maliyet ve talep enflasyonunun birleşiminden çok daha basit bir unsurla ilişkilendirdiler. Bu araştırmacılara göre fiyat artışı, gayrisafi altın üretimindeki artışla baş etmek zorundaydı. Tarihçiler, doğal olarak, Yeni Dünya'dan İspanya'ya olan altın akışının 16. yüzyıldaki enflasyona "neden" olduğunu iddia ettiler. Ortodoks altın-standardı iktisadına göre, bu durum kesinlikle dolaşımda daha fazla nakit olduğunda fiyatların da yükseleceğinin bir örneğiydi; bu yüzden ister kredi ister tedavüldeki para olarak nakit, altınla eşdeğer olduğundan dünya altın madenindeki artış böyle bir etkiyi gerektirir. Yeni kaynaklardan dolayı geliştirilen yeni teknikler ve eski kaynakların daha iyi bir şekilde işleyişi, dünya genelindeki altın miktarının ani bir biçimde yükselmesine neden oldu. Amerika, Avustralya ve bilhassa Güney Afrika'daki madenler 1890'larda yeni bir altın akışı yarattı. 1890'dan 1908'e kadar olan on sekiz yıllık süreçte altından £1.000.000.000 elde edildi: aynı miktar 1848-1890 yılları arasında da elde edilmiş ve yüzyılın ilk yarısındaki çıkarılmış maden miktarının dört katına ulaşılmıştı. Hatta bu miktar 1550-1850 yılları arasındaki üç asırlık dönemde çıkarılan maden miktarının iki katıydı. Dönemin uzmanları genellikle, bu yeni altın çağının kredi kullanımını da desteklediğini ve bu büyük kredi hacminin de enflasyona sebep olduğunu düşünüyorlardı. Şüphesiz 1895'ten ama bilhassa 1906'dan sonra, çoğu ülkede fiyatlar yükseldi. Büyük Britanya'da geçim endeksinin taban değeri 1890'larda 100'ken 1914'te 118'e; Fransa'da 94'ten 111'e; Almanya'da 104'ten 127'ye çıktı. Aynı şekilde Rusya'da da fiyatların 1907-1914 yılları arasında üçte bir oranında ya da daha fazla arttığı iddia
Sayfa 94·Kitabı okudu
Yeni yakıtlar bulmaya yönelik arayışlar ve plütokrasi
1890'ların başında yaşanan bir kuraklık, Avustralya'daki koyunların yarısının telef olmasına neden oldu. İngilizler gitgide kendilerine ait kömürü kullanmaya başladı, bu yüzden İtalyanlar ve Fransızlar da yüksek kömür fiyatlarını karşılamak için hidroelektrik kullanmayı kârlı buldu. Yüksek çelik fiyatları da Fransızları, Lorraine’deki ve daha sonra Normandiya'daki kendi demir madenlerini işletmek için önce Gilchrist-Thomas, sonra Martin yöntemini uygulamaya sevk etti; oysa daha önce içerdiği yüksek fosfor bunun kullanımına imkân tanımıyordu. Yeni yakıtlar bulmaya yönelik arayışlar, petrol sanayiinin de gelişmesini sağlamıştı. Rusya ve İran'da petrol ve gaz kuyularının kapasitesi artmıştı. 1890'da çok az bir üretim varken, 1900'de 21.000.000 ve 1910'da 42.000.000 ton petrol üretildi. Yüzyıl dönümünden sonra gemilerde dizel yağı kullanılabiliyordu, hava araçlarının gelişimi ise ucuz yakıta bağlıydı. Bu durum Rusya, İran ve Endonezya'da muazzam bir servet yarattı. Romanya'daki Eflak petrol kuyuları uluslararası ilgiyi üzerinde toplarken Steaua Română rafinerisi de büyük bir işletmeye dönüştü. Bolivya kalayı, şeker, kauçuk ve kahve için de benzer bir durum söz konusuydu. Bu servetler “kolonilerde”, eğitim almak üzere çocuklarını Avrupa'ya göndermek isteyen Latin Amerikalılar tarafından oluşturuldu. Buenos Aires golf kulüpleri, "Harrods"u, değerli gümüş kaynaklarını ucuza kapatmış "Map&Webb”iyle övünüyordu. Diğer Latin Amerikalılar ise, Hispanizm sayesinde, İspanya'yla olan eski ilişkilerini pekiştirdi. Daha önce Batı Hint Adaları'nda bir Fransız kolonisi olan Haiti'de melez burjuvalar çocuklarını eğitim almaları için Fransa'ya göndermenin, onları gemiyle başkent Port-au-Prince'a yollamaktan çok da fazla pahalıya mâl olmadığını gördüler. Güney Afrika'daki elmas baronları ve
Sayfa 91·Kitabı okudu