Arda Uludağ

Arda Uludağ
@uldgarda
Serbest Piyasa Anarşisti
Klasik liberaller kolonilerden hoşnutsuzdu. Onlara göre, koloniler halkın parasının israfı olmuş, sadece çok az kişi için yarar sağlamış, silahlanmaya ve uluslararası düzensizliğe neden olmuştu; ayrıca baskıcı ve şatafatlıydılar. Bununla birlikte 1880'lerden beri Avrupalı Güçler neredeyse zıvanadan çıkmış bir hâlde kolonizasyon faaliyeti içindeydi.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1880’lerde Avrupa’da korumacılık artışı
Avrupa'da dış ticarete bağımlı küçük ülkeler (bilhassa Belçika ve Hollanda) dışında, sanayiciler ile çiftçilerin vergilere yönelik baskısı karşı konamayacak kadar güçlüydü. Almanya'da Bismarck liberal oyların yardımıyla bu grupların Reichstag'la anlaşmalarına yardım etti; İtalya'da sol (Sinistra) görüşlü siyasetçiler ve bilhassa 1887'den sonra Francesco Crispi Fransa'ya karşı nizami bir vergi savaşı başlattı; Fransa'da, 1870'lerin sonunda ve 1880'lerin başında, cumhuriyetçiler de yeniden vergi uygulamaya başladılar. Demir ve hububat harçları için belirlenen rakam yüksek değildi — bu rakam, gümrük vergisinin dış ticareti neredeyse bitirdiği 1930'ların gülünçlüklerini bir yana bıraktığımızda, 1902 (Almanya'da) ve 1912'deki (Fransa ve Rusya'da) rakamlara kıyasla yüksek değildi. Ancak yine de ilkenin ihlaliydi.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Demiryollarının kamulaştırılması işe yaramadı
1870'lerin sonu ve 1880'ler boyunca kademeli olarak gerçekleşmesine rağmen, demiryollarının millîleştirilmesi acil kaynak sorununa çözüm olamadı. Bu yüzden hükümetler vergilere başvurdu ve böylece 1878-1881 yılları arası Fransa, İtalya, Almanya, Rusya ve daha birçok yerde yeni vergiler uygulandı ya da mevcut olanlar artırıldı. Sonrasında, ticari anlaşmaların yenilenme günü geldikçe, bu vergiler düzenli aralıklarla tazelendi ya da artırıldı; bu devamlılığın tek istisnası 1890'ların ilk yıllarıydı.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Serbest ticaret ve korumacılık
Serbest ticaret üzerine olanı, bu çekişmelerin başında geliyordu. Ucuz ithal malların 1870'lerdeki artışı çoğu çiftçi ve zanaatkârı koruma talep etmeye zorlamıştı. Klasik liberaller, Bismarck'ın mali idarecisi Delbrück gibi, neredeyse her zaman serbest ticaret yanlısı olmuşlardı. Çoğu Alman eyaletinin dahil olduğu Zollverein serbest bir ticaret bölgesiydi ve 1850'ler ile 1860'larda Prusya ekonomisi için harikalar yaratmıştı. Ancak şimdi, daha ucuz olan Amerikan çeliği ve hububatı yüzünden birçok çiftçi ve sanayici, "kitlelerin yiyecek ve mamullere daha fazla para ödemesi anlamına gelmesine rağmen, koruma talep ediyordu. 1879 yılına gelindiğinde Almanya'da, "demir ve çavdar birliği" ortaya çıktı. Fransa'da gümrük vergileri aynı zamanda Ferry cumhuriyetçilerini doğuran bir etkendi; İtalya'da 1876'dan sonra, Cavourcu Destra'nın serbest ticaret yanlılarının yerini Cairoli, Agostino Depretis ve Baron Nicotera'nın parlamenter partisi Sinistra'sıyla (sol) birlikte hareket eden korumacılık yanlıları aldı. Bu dönemde hububat önemli bir meseleydi. Ancak İtalya gibi ülkelerde, gemicilik ve çelik çıkarları da ucuza mâl edilmiş ve daha verimli olan yabancı sermayeyle rekabete karşı koruma talep ediyordu. 1880'lerde Fransa ile İtalya ve Almanya ile Rusya arasındaki rekabet, serbest ticaret yanlılarının tam da şiddetle kaçındığı türden bir mücadele yaratarak gümrük vergileri ile sonuçlandı.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Toprak reformu ve köylüler
Tüm bunlar bir diğer radikal-liberal temayla ilişkiliydi: Genellikle "dört ayaklı hayvanlar" olarak görüldüğünden, dikkate de alınmayan köylülere karşı duyulan nefret. Köylüler liberal ekonomi ve eğitime kolayca uyum sağlayamıyor, Kilise'ye itaat etme eğilimi gösteriyorlardı. Çoğu Avrupa ülkesinde, Kilise ile köylüler arasında yakın bir bağ vardı. Kilise'nin İtalya'da, ulusal birlikten önce 2.500.000; Avusturya'da 4.000.000 akre toprağı bulunmaktaydı. Bu topraklar "meşruta" statüsündeydi, yani satılamazdı. Bu yüzden de kredi kurumlarının ilgisini çekmedikleri gibi yeterince bayındır da değillerdi. Liberaller bu durumu topyekûn israf sayarak toprak reformlarını uygulamaya koydu. Söz konusu reformlar çoğunlukla, Kilise döneminde durumları epey iyi olan küçük ölçekli çiftçilerin tahliyesi anlamına geliyordu. 1860'lar İspanya'sında, Seville civarındaki Kilise toprakları sekülerleşmeden öncesine kadar 6.000 kişiyi geçindirirken, sonrasında sadece 400 kişiyi geçindiriyordu. İtalya'da Kilise topraklarının ilgası ülkenin güneyinde geniş çaplı sıkıntılara yol açtı; bu topraklardan elde edilen gelir zamanında hayır işleri ve eğitimde kullanıldığından, bu iki kurum da kaçınılmaz olarak büyük zarar görmüştü. 1880'lere gelindiğinde, radikal liberaller yeniden canlanmış klerikalizme sosyalizmden daha berbat bir düşman olarak bakıyordu. Zira klerikalizm siyasi makineler, obskürantizm, eğitimin sonu, iktisadi hatalar, "köylülük", taşralılık ve "jargonlar" demekti. Bununla birlikte çoğu yerde iyi oranda oy toplamıştı: Neredeyse tüm Katolik İrlanda, hemen hemen Katolik Almanya'nın tamamı, (biçimsel olarak örgütlenmemiş olsalar da) İtalyan milletvekillerinin yarısı, 1885'te Fransa Temsilciler Meclisi'nin beşte ikisi ve 1884'ten sonra Belçika hükümetini daimi olarak kazandılar.
Sayfa 72·Kitabı okudu