Arda Uludağ

Arda Uludağ
@uldgarda
Serbest Piyasa Anarşisti
Amkun yahudileri her şeyi kontrol ediyor
Demiryolları ve karayolları ithal mallar ile servislerin taşınmasında sıkıntıya neden oluyordu. Örneğin, Württemberg'deki çiftçiler birbirleriyle ve yerli olmayan diğer çiftçilerle rekabet ettiklerini, et ve sebzeleri için kendilerine önerilen fiyatların düştüğünü fark etmişlerdi. Piyasaya yeni çıkan bu tüccarlar genel olarak Yahudilerdi. Çiftçilerin borç almak zorunda oldukları kişiler de çoğunlukla Yahudiydi ki bu dönemde Almanya bankalarının yüzde 45'inin Yahudilerin kontrolünde olduğu söyleniyordu. Kaufhaus des Westens, Wertheim, Tietz vb. şehirlerdeki mağaza zincirlerinin çoğu Yahudilere aitti. Benzer şekilde, Ulusal Liberal Parti'nin lideri Lasker de dahil olmak üzere Reichstag ve Prusya parlamentosundaki liberal milletvekillerinin büyük bir kısmı da Yahudiydi. Viyana'da da banka, ticaret, işletme, gazetecilik ve endüstri alanlarında neredeyse ezici bir çoğunlukla Yahudi hâkimiyeti söz konusuydu.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
klasik liberaller 1870'lerdeki savaşı kaybetti.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Klasik liberalizmin sarsılması ve seçkinlerin düşüşü
Bizatihi oy hakkının söz konusu şekilde genişlemesi klasik liberallerin pozisyonunu sarstı ve 1880'lerde parlamentolar seçkinler ile üst-orta sınıfı daha az korur hâle geldi. Londra'daki Whig Partisi, 1880'lerin başında liberal kanattan kopup sağa kaydı; 1885 itibarıyla büyük toprak sahibi parlamenterler daha birkaç yıl önce çoğunluğu oluşturdukları Avam Kamarası'nda artık en büyük grup değildi. İrlandalı parlamenterler bariz şekilde bir alt-orta sınıf grubuna dönüşmüştü. 1863'te özerk yönetim parlamenterlerinin üçte ikisini toprak sahipleri oluştururken, 1873'te 109 parlamenterden sadece 23'ü, 1880'de de 59 parlamenterden sadece 8'i toprak sahibiydi. 1888 itibarıyla partinin dörtte birini alt-orta sınıftan gelen parlamenterler oluşturuyordu. 1878'de Almanya Ulusal Liberal Partisi milletvekillerinin yüzde 13'ünü iş insanları oluştururken, 1887'de bu sayı neredeyse üçte birdi. Fransa'da ise 1871'de meclisin yarısını oluşturan soylular 1889'da sadece beşte birini, 1902'de ise onda birinden azını oluşturuyordu. O on yılın ortasında, Oportünistler olarak bilinen daha sağcı cumhuriyetçilerden bazıları, sırf cumhuriyetçilik eksenine dönüş yapan sol görüşlü meslektaşlarını korkutmak için, sağ kanatla işbirliği yapma peşindeydi. Cavour, Gladstone ya da Fransa'daki Broglie dükü gibi klasik liberaller din, hiyerarşi, meşruti serbest ticaret ve dengeli bütçe lehine "ahlaki düzen"den yana kişilerdi. Bu tür liberalizm oy hakkının yaygınlaşmasına karşı olma, merkezîleşen bir devletin güdümünü kolaylaştırma eğilimi gösteriyordu. Fransa, İtalya ve Almanya'nın çoğunda birçok nahiye ve hatta büyük şehrin kendi belediye başkanlarını seçmelerine izin verilmiyor, belediye başkanları vali ya da (Almanya’da olduğu gibi) kraliyet otoritesi tarafından belirleniyordu. Bunun arkasındaki iddia da
Sayfa 62·Kitabı okudu
Oy hakkının genişletilmesi
1880'lerin başında Jules Ferry, Gladstone, Depretis ve Avusturya'da Kont Taaffe'nin başında olduğu sol eğilimli hükümetler sendikal hakların tanınması, (Avusturya ve Fransa'da) serbest sanatkârların desteklenmesi, sansürün yumuşatılması, hepsinden de önemlisi oy verme hakkının alt-orta sınıfa ve üst sınıf işçiler ile köylülere kadar yaygınlaştırılması gibi barışçıl bir siyaset izleyeceklerdi. 1880'lerin başında (diğer birkaç ülkeyle birlikte) Büyük Britanya, İtalya ve Avusturya'da oy hakkının genişletilmesi söz konusuydu; aynı şekilde Fransa'da nispi temsil sistemi, yani scrutin de liste'in, dar bölge seçim sistemi yani scrutin d'arrondissement yerine ikâmesi esasen muhafazakâr yerel seçkinleri zayıflatmaya yönelikti.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Sosyalistler ve Anarşistler
İtalya, İspanya ve bir dereceye kadar Fransa'da anarşizm hâlâ güçlü bir itici güçtü ve genel olarak anarşistlerin sosyalistlerle arası kötüydü. Sosyalistler şiddete tamamen karşıydı. Çarpıcı ancak nafile bir "eylemli propaganda" uğruna mali ve hukuki meselelerde işler neden zora sokulsun diye düşünüyorlardı. Sosyalistler "devrimci jimnastiği"ni değil eğitimi, kütüphaneler ve örgütler için kaynak kullanımını tercih ediyorlardı. Anarşistler ise bu "nezaket"ten hoşnut değildi; İspanya'daki anarşistler, "bir Prusya düzeni içinde uygun adım yürümeyi” açıkça reddetmişlerdi.
Sayfa 60·Kitabı okudu