Arda Uludağ

Arda Uludağ
@uldgarda
Serbest Piyasa Anarşisti
1890’lara kadar Britanya’da sosyalizmin başarısızlığı
Büyük Britanya'da, Avrupa'da alınan en yüksek maaşlar sayesinde ucuz yiyecek yaygınlaştı; her iki parti de serbest ticareti istiyordu ve çoğu erkek işçinin desteklediği liberaller işçi sınıfından ya da sendikacı adayları seçim bölgelerinde teşvik etmekte gayet maharetliydi. Bu şartlar altında — ne 1800'lerin başında birkaç antisemitist entelektüel ne de bir on yıl sonra İskoç Aziz Keir Hardie örneklerinde olduğu gibi — sosyalist parti kurma çabaları pek de başarılı olmuyordu. Bu durum, bir İşçi Partisi'nin değişen koşullarla birlikte daha fazla insan için makbul hâle geldiği, 1890'ların sonuna kadar sürdü.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Reklam
Almanya’da sosyalizm ve sendikalizmin yükselişi
Bu işçi partilerinin en büyüğü, bir önceki on yılda kurulmuş olan (ve eski grupların kaynaşmasıyla ortaya çıkan) Almanya Sosyal Demokrat Partisi'ydi. Daha o zaman bile Reichstag’ta bir düzine koltuk kazanmışlardı ve 1880'lerin sonuna gelindiğinde, Alman siyasetine yön verme yolunda gayet sağlam bir noktadaydılar. Parti, benzeri diğer gruplardan — bilhassa Britanya İşçi Partisi'nden — daha önce gelişmişti; zira Alman liberal ve muhafazakârlar İngiliz muadillerinin yaptığı gibi İşçi sınıfı oylarını kazanamamışlardı. Alman proletaryası seçkinlerin, sanayicilerin, profesörlerin ve çiftçilerin vergilendirmede müşterek bir amaç doğrultusunda işbirliği yaptığı siyasetin — ki bu amaç da işçi sınıfına, toprak sahibi sınıflara mali destek sağlamak amacıyla, kendi yiyecekleri için daha fazla para ödetmekti — bir kumpas olduğunun gayet net bir şekilde görebiliyordu. Bununla birlikte Prusya, işçileri buna isteksiz olsalar bile, oy hakkından etkin bir şekilde mahrum bırakan bir sınıf ayrıcalığıyla yönetiyordu. Bismarck bu tabloyu resmî sosyalist faaliyeti yasaklayan sosyalizm karşıtı yasalarla tamamlayıp bu gruba rahat vermedi ve onların bir araya gelmesine engel oldu. Bu yasalar 1890'a kadar yürürlükte kaldı. Erkekler Reichstag için adaylığını koymaktan men edilmediler ve bu on yılda liberallerin oyu düşerken (1871'de toplam oyların yarısına yakınını almışken, 1890'da bu sayı üçte birin biraz üzerindeydi) sosyalistlerinki arttı. Alman sosyalistleri iyi örgütlenip sendikalarla aralarında güçlü bir bağ kurmuşlardı. Diğer hiçbir parti bunlara sahip değildi.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Sosyalizm ve sendikacılığın yükselişi
1890'ların başına dek bu durumun siyasi etkileri — yani kitlesel sosyalist partilerin biçimsel örgütlenmesi — kendini tam anlamıyla gösteremedi. Yine de sosyalist bilincin olgunlaşması 1880'lerde oldu. Sosyalistlerin çok yakında bölünecek olmasıysa kapıya dayanmış, kaçınılmaz bir sorundu. Sendikalar başta Büyük Britanya olmak üzere gelişmiş ülkelere zanaatkârların çıraklık nizamını, üretim standartlarını, ücret oranlarını kontrol etmek ve hastalık, yaşlılık, sakatlık ile işsizlik durumunda sigorta fonlarını işletecek "dostane" dernekler kurmak üzere bir araya geldikleri geçmiş on yıllardan miras kalmıştı. Matbaacılar tüm ülkelerde bu türden bir örgütlenme konusunda bariz bir şekilde başı çekiyordu. Yeni teknoloji tarafından sıklıkla tehdit edilen matbaacılar genel olarak bir sendikanın maliyetini karşılayacak yeterli kaynak ve kalıcı istihdama sahipti. Londra Mürettipler Cemiyeti ya da Fransa'daki Kitap Federasyonu böyle ortaya çıkmıştı. 1870'lerin sonunda daha kapsamlı sendikalar kurmaya yönelik bir çaba gösterildi. Le Havre'daki liman işçileri büyüyen iş sahasının, artan kârların ve liman işçisi olabilecek bir göçmen ordusunun kapılarına dayandığının farkındaydı. Marsilya, Barselona, Cenova ya da Londra'da da durum farklı değildi. Bu sendikalar küçük ölçekliydi ve "yetkili" değildi. Bir grup işçiyi, bir başka grup işçi pahasına üye yapıyorlardı. 1880'lerin başındaki ekonomik buhran koşullarında, artık sendikalarının maliyeti karşılayamadıklarından üye sayısı da azaldı. Bu duruma verilen cevap siyasiydi. Kendilerini "İşçi Partisi" olarak adlandırılan gruplar oluştu. 1879-1882'de Fransa İşçi Partisi; 1883'te İtalya İşçi Partisi; 1885'te Belçika İşçi Partisi; yine aynı yıl, çamaşırcı bir kadının oğlu olan ve Madridli 900 matbaacının üçte birinin uluslararası
Sayfa 58·Kitabı okudu
Liberalizm kendi düşmanlarını yaratmıştı. Bunların başında — liberalizmin önayak olduğu ekonomik gelişmenin bir sonucu olan — sosyalizm geliyordu. Şehirler yeni bir işçi sınıfıyla dolup ağır sanayi geliştikçe, sendikal hak ve nihayetinde işçi sınıfının doğrudan çıkarlarını dile getirebilecek siyasi parti talepleri de ortaya çıktı.
Sayfa 57·Kitabı okudu
1860’lardan 1880’lere demokrasinin ilerleyişi
Bu ayaklanmalar daha gelişmiş ülkelerdeki siyasi örüntülere damgasını da vuran, liberalizmin 1880'lerin ortalarındaki bölünmesine neden oldu. Söz konusu bölünmeler, liberalizmin esas itibarıyla bireyci olmasından dolayı, "kitleler çağı"nın yarattığı rekabetlere cevaben ortaya çıktı. 1870'lerin sonuna kadar parlamenter sistemler kitlelerden ziyade "seçkinler"in meselesi olmuştu. Bunun açık ara en bariz örneği, 1860'ların parlamentosuna büyük toprak sahibi ailelerden gelen erkeklerin önemli ölçüde hâkim olduğu Büyük Britanya'ydı. Ancak Fransa'da da 1870'lerin başımda Chamber'nın (Yasama meclisi) üçte biri aristokratken, Almanya'da Reichstag'ın dörtte biri soylulardan oluşuyordu. Parlamentolar da bu duruma uygun hareket ediyor, sık aralıklarla toplanmayıp mesailerinin üçte ikisini bütçe tartışmalarına ayırıyorlardı. Kitleler de 1870'lerde bu türden bir liderliği normal karşılamaktaydı. Çoğu ülkede oy kullanma hakkı sınırlandırılmıştı. 1860'larda İtalya'daki liberaller, kendilerine oy hakkı tanınması durumunda kitlelerin din adamlarına ve radikal demokratlara oy verebileceğine dair muhtemelen haklı bir endişe taşıdıklarından, burada oy kullanma hakkı nüfusun yüzde 20'siyle sınırlıydı. Ancak her yerde büyük bir ilgisizlik hâli söz konusuydu. Fransa'da erkeklere tanınan genel oy hakkı örneğinde, seçmenlerin üçte biri oy verme zahmetine girmiyordu. Bolonya'da seçmenlerin sadece yüzde 10'u, Prusya seçimlerinde sadece yüzde 25'i, St. Petersburg şehir meclisi seçimlerinde 21.000 kişilik potansiyel seçmenin sadece yüzde 8'i oy kullanmıştı. Yine de bu katılım eksikliği 1880'lerde azaldı ve "kitleler" oy verdikçe, liberal seçkinler de bozguna uğradılar. 1877'de Stettin-Uckermünde'de seçmenlerin yüzde 31'i oy kullandığında, bölge ulusal liberalizme geçti. 1879'da bu sefer
Sayfa 57·Kitabı okudu
Reklam