Dönüşümcülük: 1880’ler Siyaseti
1880'ler siyaseten oldukça karışık bir dönem, eski ile yeninin garip bir birleşimiydi. "Seçkinlerin çöküşü" ifadesi, çoğu ülke için, bu on yılı yeterince iyi anlatmaktadır. Siyaset yerel düzeyde birkaç önde gelenin ilgilendiği bir mesele olmaktan çıkmış, siyasi partiler ciddi bir biçimde örgütlenmeye ve artık eski usulle kontrol edilemeyecek kadar büyümüş kitlelerin oylarına talip olmaya başlamışlardı. Örneğin, bu on yıllık sürecin ilk yarısında, birçok ülke seçme ve seçilme hakkının kapsamını bir hayli genişletmişti. Bununla birlikte, çoğu zaman oldukça anlaşılmaz bir biçimde de olsa, örgütlü din de — en azından Protestan dünyasında — cemaatleri üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başlamıştı. İngiltere'de kiliseye katılımlar 1882'den sonra düşmüş, Fransa'da ruhban sınıfı karşıtlığı serpilmişti, Nietzsche ise Tanrı'nın ölümünü ilan ederek Dostoyevski'yi yankılıyordu. Sosyalizm ve sendikalar, siyasi Katolisizm, antisemitizm, popülist muhafazakârlık ve azınlık milliyetçiliği gibi yeni siyasi erkler su yüzüne çıkmaya başlamıştı. Liberalizmin kendisi de karakter bakımından değişime uğramış, radikal liberaller işleyişin sorumluluğunu klasiklerden çok daha fazla üstlenir olmuştu. Kentleşmenin olağanüstü temposu tüm bu yaşananların arka planını oluşturmaktaydı. Yine de İrlanda ve Rusya gibi geri kalmış ülkelerde bile, kilise ve soyluların uyguladığı toplumsal denetimin zayıflaması bakımından, "Büyük Buhran"ın yarattığı toplumsal değişimlerin kendine özgü etkileri görülüyordu.