1870'ten sonra Avrupa öğretmenler, din adamları, küçük esnaf ile her türden mal ve hizmet tedarik edenlerden oluşan kendi topluluklarına sahipti: Mal ve hizmet tedariki, söz konusu dönemde tüm ülkelerde gelişme gösteren (birincil önemi haiz tarımdan ve ikincil önemi haiz imalattan farklı olarak) “üçüncül" bir sektördü. 1880'lere gelindiğinde, bu devasa kitle, tatillerini evlerinden uzak yerlerde geçirmeye başladı. Ucuz emek ve yemek otellerin de gelişebilmesi demekti: İngiltere'de, Blackpool en hızlı gelişen şehirdi, ancak Yorkshire burjuvazisi (bilhassa Leeds ve Bradfordlu tekstilciler) için Yorkshire'daki Scarborough ile büyük otelleri ve Glasgowlu burjuvalara yönelik özenle hazırlanmış golf kurslarıyla Ayrshire sahilindeki Troon'un da Blackpool'dan aşağı kalır yanı yoktu. Avusturya'da ise kaplıcalar zenginleşmişti. Galler prensi, Alman ve Avusturya-Macaristanlı generaller ve tabii ki Avrupalı aristokratların ziyaret ettiği Karlsbad (Karlovy Vary) harikulade bir yerdi. Karlsbad'ı, 1880'de 26.450, 1890'da ise 34.296 turist ziyaret etmişti. Marienbad'ın da ondan aşağı kalır yanı yoktu. İmparator Franz Joseph'in orada bulunuşu, küçük Bad Ischl şehrini popülerleştirmişti. 1886'da 6.431 ve 1896'da 13.599 kişi şehri ziyaret etti. 1886'da 215 kaplıca (Kurorte) varken, bu sayı 1896'da 248'e ulaştı: Bu artış, kısmen, çokuluslu Avusturya'da bir bölgedeki kaplıcanın gelişiminin rakip bir başka bölgedeki başka bir kaplıcanın gelişiminden aşağı kalmamak zorunda olmasından kaynaklanıyordu. Bunun dışında her şehirde yeni oluşan talebe uygun büyük restoranlar vardı: London's Café Royal, Romano's (Piccadilly'deki) ve Trocadéro'nun benzerleri başta Paris olmak üzere her yerde bulunuyordu. Ayrıca restoranda akşam yemeği yemek gösterişli olmasına rağmen illa ki pahalı olmayan bir