Arda Uludağ

Arda Uludağ
@uldgarda
Serbest Piyasa Anarşisti
1880’lerde müdahaleci talepler ve başarısızlığı
Bu ülkeler tek çareyi devletin, ulaşım ve ağır sanayide ekonomik bir altyapı inşa etmek için harekete geçmesinde ve ülkenin yoksulluğu veya Fransa'daki gibi geri kalmışlığı yüzünden, devlet yardımı olmadan kıpırdayamayan endüstriyel alandaki girişimcilere bel bağlamakta buldular. Radikal Fransız liberalleri Feycinet Planı diye bilinen bir plan oluşturdu; hem III. Aleksandr'ın maliye bakanları Bunge ve Vyshnegradski hem de İtalyan Maliye Bakanı Magliani demiryolu, geçimi gemicilik ve silahlanmaya dayanan kitleleri korumak amacıyla yeni vergiler koydu. İrlanda ve Hırvatistan gibi tarımın durgunlaştığı yerlerde ise genellikle, bu durgunlaşmadan kurtulmanın tek yolunu ekonomik problemlere dair benzer bir görüşe sahip bağımsız bir yönetimde gören milliyetçiler vardı. İtalya'da, Agostino Depretis döneminde devlet parasının kısa süreli bu akışı, hem aşırı gösterişli yapılara hem de mütemadi bir mali sıkıntıya yol açtı. Paris ise, sert bir Maliye Bakanı Léon Say'ın 1883'te Feycinet Planı'nı sonlandırmasından dolayı bu iki sonuçtan kurtuldu. Bu karar, Fransız ekonomisini 1895'ten sonra hatırı sayılır bir gelişme kaydetmesi için yeterince güçlendirse de, o an için olumsuz sonuçları oldu.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
kırdan kente göç
Ancak kırdan kente göç esasen, bir zorunluluk meselesi değildi. Şehirlerin geçmişe kıyasla giderek fazlasıyla müreffehleşmesi de bir gerçekti. Yiyecek fiyatlarının düşüşü kırsal kesimi kötü etkilemişti. Buna karşılık, liberal iktisatçıların önceden söylediği üzere, yiyecek fiyatlarındaki düşüş yiyeceği satan değil de satın alanların, yani şehirli insanların fazlasıyla yararına oldu. Yüzyılın sonlarına doğru yiyecek fiyatlarının yüzde 45 oranında düştüğünü düşünürsek şehirli insanlar çok daha iyi durumdaydı; aynı şekilde, ham madde fiyatlarındaki genel düşüşten dolayı üreticiler de kendi fiyatlarını kırabilmişlerdi, dolayısıyla şehirli insanlar bu alanda da kârlıydı.
Sayfa 33·Kitabı okudu
1870-90’larda hammade ve yiyecek fiyatlarında düşüş
Hububat o döneme dair en iyi ve açıklayıcı örnektir. 1860'lar ile 1870'lerde, Kuzey Amerika, Arjantin, Avustralya, Rusya ve sonrasında Romanya ve Macaristan'daki geniş düzlük alanlar kullanıma ve büyük ölçekli hububat ihracatına açıldı. Batı Avrupa'da piyasaya sürülen hububat miktarı 1850'lerde iki katına ulaşmıştı ve yüzyılın sonuna kadar da bu miktar beş katına çıkacaktı. Orta Amerika'yı Doğu Yakası limanlarına bağlayan demiryolu ulaşımı bu artışta büyük pay sahibidir. 1874'te Chicago'dan New York'a taşınan kile başına 33 sent olan maliyet, demiryolu ulaşımının yaygınlaşmasıyla, 1881'de 14 sente düştü. Yine aynı şekilde gemicilik de, bilhassa Parsons buhar türbinin kullanılmasıyla, kömürü daha verimli kullanma konusunda ilerleme kaydetti. Eskiden yelkenli gemiler büyük mürettebata ihtiyaç duyarlardı ve gemicilik şirketleri kimi zaman gemilere aşırı yükleme yaparak maliyeti düşürmeye çalışırdı (bu, 1870'lerde Plimsoll yükleme markalarının kullanılmasına neden olacak ölümcül bir uygulamaydı). Şimdi ise gemiler daha küçük mürettebata, daha az kömüre ihtiyaç duyuyor, buna mukabil maliyet de düşüyordu. 1874'te New York'tan Liverpool'a taşınan her bir kile hububatın maliyeti 20 sentken, 1881'de sadece 2 sentti. Nihayet (bir Fransız tarafından icat edilen ancak Amerikalı Birdseye tarafından geliştirilen) soğutmalı gemilerin kullanılmaya başlaması et ihracatını da mümkün kıldı. 1875'te Marsilya'dan Hong Kong'a bir tonluk mal ihracatı 200 franka mâl olurken, 1906'da bu rakam sadece 70 franktı; diğer bir deyişle böyle bir ihracatın maliyeti 1875'te kalifiye bir zanaatkârın yedi aylık maaşına denkken, 1906'da iki aylık maaşına denk düşüyordu. Hububat, tüm Avrupa ülkelerine, denizaşırı ülkelerden geliyordu. Hatta ithalatın düşük olduğu İtalya'da bile hububat ithalatı 1880'de
Sayfa 28·Kitabı okudu
1880 ve 90’lardaki toplumsal dönüşümlerin sebebi
Bu toplumsal dönüşümlerin başlıca sebebi, Avrupa'nın tarımsal altyapısının erozyona uğramış olmasıydı. Kuzey İtalya, Flanders, Bohemia, Franconia gibi önemli birkaç imalat merkezi ile Büyük Britanya, Belçika ve Prusya başta olmak üzere hayli endüstrileşmiş birkaç ülkeye rağmen, 1870'ten önceki Avrupa büyük ölçüde tarıma dayalı bir toplumdu. Kabaca söylemek gerekirse 1870'e kadar ekonomik yaşamdaki avantaj tarım alanındaydı. "Ticaret koşulları" yani mamullerin niceliği belli sayıdaki zirai ürünü satın almayı gerektiriyordu ve çiftçinin yararınaydı. 1840'larda büyük bir kriz yaşanmıştı. Zanaatkârlar birbiriyle rekabet hâlindeydi ve mallarının fiyatlarını aşağı çekmişlerdi; bu durum, finansal bir kriz ile birkaç kötü hasat dönemine denk gelmişti; ortaya çıkan sonuç ise şehirlerde yaşanan ve nihayetinde 1848 Avrupa devrimlerini doğuracak olan sefaletti. Yiyecek fiyatları endüstriyel ürün fiyatlarından daha hızlı yükselme eğilimi gösterse de, yaşanan sorunlar 1850'ler ile 1860'larda "liberal devrimi" ihya edecekti. 1870'lere gelindiğinde bu tablo, az çok Marx'ın önceden söylediği gibi, dramatik bir şekilde değişti. Çiftçiler genellikle imalatçılardan daha iyi durumda olmuştu. Ama şimdi, 1873'ten sonra, ticaret koşulları birkaç on yıldır tarım ve genel olarak metalar aleyhine değişmişti. İmalat fiyatlarına göre ham madde ve yiyecek fiyatları artık düşüyordu; bu süreç, bazı kesintiler ve istisnalar hariç (petrol gibi), günümüze kadar devam etti. "Büyük Buhran" bu sürecin ilk kısmına verilen (ve gayet yanıltıcı) bir addı.
Sayfa 28·Kitabı okudu
1880’ler ve 90’larda orta sınıfın sorunları
Ancak durumundan şikâyetçi olan sadece toprak sahibi soylular değildi. Hâli vakti yerinde olan orta sınıfta da homurtular yükseliyordu. Bu sınıfa dahil birçok insan için devlet tahvillerine, örneğin Fransız "rantına" ve İngiliz "fonlarına" ya da "büyük ve güvenilir" şirket hisselerine yatırım yapmak, alelade bir durumdu. Şimdi ise, kimsenin anlamadığı nedenlerden ötürü, kâr oranları ve bu oranlara bağlı olarak yatırım oranları düşüyor görünüyordu. Fransız taşrasının iyi durumdaki burjuvaları olan ve o güne kadar hiçbir şey yapmamak üzerine kurulu bir yaşam süren rantiye sınıfı şimdi baskı altındaydı. Bu sınıf, 1880'lerde ve sonrasında 1890'larda daha yoğun olmak üzere, daha geniş yerler için küçük taşra şehirlerini terk edip sayıca azaldılar. Avusturyalı metal ve tekstil şirketlerinin kâr payı, "Büyük Buhran" yıllarında yüzde 3'ü geçmedi. 1880'lerde yeni demokratik çağ dünyası rantiye dünyasını yerinden edince, kraliyet şairi Alfred Lord Tennyson 1887'de, Locksley Hall Sixty Years After şiirinde "hiyerarşi", "din" ve "ilerleme" için bir mersiye yazmıştı.
Sayfa 27·Kitabı okudu