İtalya'da Cavour, Almanya'da Delbrück, Avusturya'da Schmerling ve Rusya'da Valuyev liberalleri gelecekteki refahın formüllerini elinde tuttuklarına emindiler. Onlara karşı yürütülen şiddetli muhalefeti anlayamıyorlardı. Ama liberalizmin birçok düşmanı vardı. 1860'lar ve 1870'lerin başında Avrupa'da büyük bir yükseliş yaşanmıştı. Liberalizm büyük ölçüde kabul görmüş ve liberalizme muhalefet, "Papa'nın yanılmazlığı" yasası örneği dışında, bastırılmıştı. Ancak 1873 ve sonrasında, liberalizmin vadettiği refah Avrupa'daki çoğu insan açısından kesintiye uğrayınca liberalizm düşmanları kendini yeniden göstermeye başladı. 1870'te Belçikalı liberaller bakanlıklarını kaybetti. 1873-1874'te ilk Gladstone kabinesi düştü ve Gladstone parti başkanlığından (daha sonra kaldığı yerden devam etmek üzere) istifa etti. 1876'da İtalyan klasik liberallerinin kurduğu Destra başarısızlığa uğradı. 1878'te, Auersperg kabinesinin Avusturyalı liberalleri güç kaybetti; yine aynı yıl Almanya'da Bismarck liberallerle ittifakını bozdu; aynı şekilde bazı erken dönem kanunlarını yürürlükten kaldıran Çar II. Aleksandr'ın bazı uygulamalarıyla Rusya bir polis devletine dönüşmeye başladı. Bazı nedenlerden dolayı klasik liberalizm Fransa'ya özgüydü ve İspanya'da yaşananlarla pek paralellik arz etmiyordu. Kendilerine uygun bir anayasal monarşi inşa etmeyi başaramayan İspanyollar gönülsüzce cumhuriyet rejimini seçmiş, fakat 1876'da, bilhassa 1879'da ülkedeki hâkimiyetlerini kaybetmişlerdi. Bu klasik liberal rejimleri muhtelif gruplar takip etti: Büyük Britanya'da Disraelist muhafazakârlık, Fransa'da ilk başta "ahlaki düzen"ci üst düzey ruhban sınıfı ve sonrasında radikal cumhuriyetçiler, Belçika'da ruhban sınıfı, İtalya'da "dönüşümcü" radikaller, Rusya ve Prusya'da irticai muhafazakârlar ve Avusturya'da ise